ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Kürt Konferansı'nda 1. gün: HDP'lilere özgürlük

Avrupa Parlamentosu'nda bu yıl 14. düzenlenen Kürt konferasında konuşan Avrupalı konuşmacılar, tutsak HDP Eş Genel Başkanları ve milletvekilleri ile dayanışma içinde olduğunu belirtti, HDP'lilerin bir an önce serbest bırakılmasını istedi. Abdullah Öcalan'a uygulanan tecridin de gündeme geldiği konferansta, Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi'nin en kısa sürede Öcalan'a görüşmesi gerektiği belirtildi.

Etkin Haber Ajansı / 07 Aralık 2017 Perşembe, 00:25

BRÜKSEL- Her yıl Avrupa Parlamentosu'nda düzenlenen Kürt Konferansı'nın 14.'si bugün başladı.

İlk oturumun açılış konuşmasını yapan EUTCC Başkanı Kariane Westrheim, Kürt kadınlarının demokrasi yolunda nasıl ilerleyebileceğini gösterdiğini söyledi. Demokratik Suriye Federasyonu'ndaki sistemin Suriye ve tüm Ortadoğu için çözüm olabileceğini belirtti, "Ancak bu sistem henüz Cenevre konferansında temsil edilmedi" dedi.

PKK'nin terör listesinden çıkartılmasının Kürt sorununun çözümü için önemli olduğunun altını çizen Westrheim, Abdullah Öcalan'a uygulanan izolasyonun son bulmasını ve Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi'nin bir an önce Öcalan ile görüşmesini istedi.

Westrheim, tutuklu HDP Eş Başkanları ile milletvekillerinin durumuna dikkat çekti, "HDP Eş başkanlarının, tüm siyasi tutukluların yanındayız, yakında salıverilmeleri en büyük umudumuz. AB kurumlarından siyasi etkililerini kullanarak, bir an önce özgür bırakılmalarını istiyoruz" dedi.

AP Sol Grup Başkanı Gabi Zimmer, Almanya'nın DAİŞ'e karşı mücadelesinde Kürtleri desteklerken, siyasi alanda aldığı antidemokratik tutumu eleştirdi. Zimmer, "AB'deki politikacılar, her tutuklu ve bilhassa da Öcalan için insan haklarının saygı duyulması gereken bir kavram olduğunu unutmamalı. Öcalan'ın durumunun nasıl olduğuna dair kaygı, 21. yüzyıl Avrupasında olmaması gereken bir durumdur" diye konuştu.

YÜKSEKDAĞ DURUŞMASINI İZLEMEYE GİDEN HEYET ENGELLENDİ

HDP milletvekillerine uygulanan baskıya dikkat çeken Zimmer, "Tüm tutuklu milletvekillerinin, eş genel başkanlarının serbest bırakılmasını istiyoruz" dedi. Avrupa'dan Yüksekdağ'ın duruşmasını izlemek üzere giden heyetin engellendiğini belirten Zimmer, davaları takip etmeye devam edeceklerini söyledi.

AP Sosyalist ve Demokratik Grup Başkanı Josep Weidenholzer, Kürt savaşçıların, sadece kendileri için değil tüm dünyanın özgürlüğü için mücadele ettiğini anlattı, "Bizim özgürlüğümüz, Avrupa'nın özgürlüğü için de mücadele ediyorlar. Bu nedenle Kürt sorunu unutulmamalı" diye konuştu.

İsveç Yeşiller Partisi'nden Bodil Valero, halkların kendi kaderini tayin hakkından yana olduklarını söyledi, "Ancak sahada durum gerçekten zor" dedi. Kürtlerin Suriye'deki barış görüşmelerine katılması gerektiğini belirten Valero, "Ancak bu mümkün olmuyor. Özellikle Türkiye devleti, Kürtlerin katılmasından yana değil" diye konuştu.

İşçi Sendikaları Federasyonu Genel Sekreteri Doug Nicholls, dahil oldukları Abdullah Öcalan'a özgürlük kampanyasını anlattı, işçi sendikalarının da kampanyaya destek olduklarını söyledi, "Öcalan'ın özgürlüğü Filistin'deki ya da Avrupa'daki diğer halkların da özgürlüğü olacaktır. Bütün dünyanın Öcalan'ın serbest bırakılması için destek vermesi gerekiyor" dedi.

İkinci oturumda ilk sözü HDP Milletvekili Dirayet Taşdemir aldı. Daşdemir, Türk devletinin "tek"lik üzerinden kendini var ettiğini belirtti, "Türkiye'deki tüm sorunların kaynağı, demokrasi karşısında aldıkları tutumdur. Kürt sorununu yaratan da 90 yıllık cumhuriyet tarihinin antidemokratik tutumudur" diye konuştu. AKP'nin 7 Haziran'da ortaya çıkan demokratikleşme isteği ile Kürtlerin Rojava'daki kazanımlarını kendisine yönelik bir tehdit olarak algıladığını, bu nedenle gerçek anlamda bir demokrasi ve çözümden uzak durduğunu anlattı. Tutsak HDP'lilerin yargılama koşullarının da antidemokratik olduğunun altını çizen Taşdemir, "Bu süreçte sadece Kürtler değil, itaat etmeyen herkes hedef durumda. Özellikle de kadınlar hedef seçildi. Kadın kurumlarımız, kadın perspektifi ile çalışan tüm kurumlarımız kapatıldı. Ancak kadınların, HDP'nin, Kürtlerin direnişi iktidarın planlarını bozuyor" diye konuştu.

Gazeteci Cengiz Çandar, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Türkiye'de yaşanan olaylardan örnekler verdi, "12 Mart dönemi Türkiyesi'nin 15 Temmuz darbesi Türkiyesi'nden maaselef çok daha iyi olduğunu söylemek zorundayım. Bugünlerin o günlerin baskı rejimlerinden tek olumlu farkı idam cezasının bulunmuyor oluşudur. Ancak Erdoğan ve başmüttefikinin idam cezası getirmek istediğini de söyleyelim" dedi.

Alman faşizminin "tek devlet, tek millet, tek lider" ilkesini hatırlatan Çandara, "Türkiye'de de Erdoğan, tek devlet, tek millet, tek vatan, tek bayrak ilkesini kendine bayrak edinen bir rejimdir. Bu rejimin adının ne olduğu herkesin malumudur. Bugünlerin geçmesi, Türkiye'nin demokrasi mücadelesi ile Kürt mücadelesi arasında birliğin kurulmasına bağlıdır.

AP İlerici Sosyal Demokratlar Meclis Grubu Üyesi Ana Gomes ise, Türkiye'nin AB üyeliği konusunda umutlarını yitirdiğini belirtti, "Erdoğan ile birlikte bazı hayallerimiz geçerliliğini kaybetti. Bunu darbeden önce kaybettik" dedi.

DARBE GİRİŞİMİ MİYDİ MÜHENDİSLİK MİYDİ

PKK ile başlatılan müzakerenin devam ettirilmesi için 100 parlamenter bir bildiri imzaladıklarını hatırlatan Gomes, "Bizlere de terörist gözüyle bakıldı" dedi. 15 Temmuz'dan yaşananların kimi soruları akıllara getirdiğini anlataan Gomes, "Bu gerçek bir darbe grişimiydi yoksa mühendislik miydi? Sert ve orantısız baskının başlatılması için bir özür miydi?" diye konuştu.

"Sadece Demirtaş değil, binlerce kişi faşizm ile eşdeğer uygulamalara maruz kalıyor" diyen Gomes, şunları söyledi: "AB bu durum karşısında sessiz kalamaz. Erdoğan rejimi böyle devam ettikçe, Türkiye-AB ilişkilerinin eskiye dönmesi mümkün değil. AB, Türkiye'den gelen şantaj karşısında sessiz kalamaz. Türkiye ikili politikası ile zaten bu terör gruplarına destek oldu. AB, Türkiye'nin bu ikili politikasını görmeli. Türkiye, göçmenleri AB'ye karşı bir şantaj olarak kullanıyor. AB; göçmenler ile ilgili anlaşmayı kabul etti, bu ahlakdışı bir anlaşmaydı. Türkiye'nin özürlerini kabul etmiyorum. Örneğin NATO üyesi olması bir özür olamaz.
Türkiye ile ilişkilerin kesilmesini istemiyoruz ancak böyle de devam edemez. Dayanışma içinde olmamız gerektiğini göstermek için burayım. Bu dayanışma için Türkiye'ye gitmeye hazırız, mahkemelerde bulmaya hazırız. Sayın Erdoğan'ın susturmak istediklerinin yanındayız."

Kolombiya Üniversitesi'nden David Phillips, Türkiye'nin Suriye'deki cihatçı çetelere verdiği desteğe dikkat çekti, "Cihatçıların askeri ve tıbbi ihtiyaçları Türkiye'den karşılandı. Bunu herkes biliyor, ABD de biliyor. Çetelere, Türkiye'den silah desteği sağlanmıştır. 'Kapalıçarşı hesapları' adı verilen doğrudan cihatçılara yapılan havaleler söz konusudur. Türkiye, Kobane için cihatçılar ile birlikte çalışmıştır. Bu kanıtlanmıştır. Berat Albayrak'ın 3.5 milyon dolar petrolden elde ettiği gelir var. IŞİD'in petrol ticareti Türkiye üzerinden yapılmıştır. Türkiye artık bir dost ülke değildir, stratejik karşıttır. Erdoğan insanlığa karşı işlediği suçlardan dolayı yargılanmalıdır" diye konuştu.

Akademisyen Çetin Gürer, Gazeteci Federike Geerdink'in konuşmalarının ardından konferansın ilk günü sona erdi. Konferans yarın da devam edecek.