ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Leyla Halid: Kudüs kararı bölgede ateşi tekrar yayacak

FHKC üyesi Leyla Halid, Oslo anlaşmasının resmi olarak bitirilmesi gerektiğini ifade ederek, "Tüm şekilleriyle direniş esası üzerine inşa edilmiş yeni bir ulusal strateji çizmeli" dedi.

Etkin Haber Ajansı / 07 Aralık 2017 Perşembe, 13:59

HABER MERKEZİ- Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) üyesi Leyla Halid, Kudüs meselesini değerlendirdi.

Trump'un açıklamasından birkaç saat önce Medyaşafak'tan Hasan Sivri'ye konuşan Leyla Halid, "Amerikan yönetimi işgalci İsrail'in birincil müttefikidir. Amerikan yönetimi ayrıca İsrail'e yaptığı silah, askeri destek ve ekonomik yardım ile sadece Filistin değil, tüm Arap halklarına saldırıların ortağıdır. Amerikan yönetimlerinin böyle bir niyeti vardı fakat şimdiki yönetimin bu hamlesi ile her şey daha çok alenileşiyor: Amerikan yönetimi işgalde ve toprağımıza ve halkımıza yönelik süren saldırılarda işgalci İsrail'in fiili ortağıdır" dedi.

ABD'NİN ALDATICI ANLAYIŞI GÖRÜLÜYOR

Birleşmiş Milletler'in diğer Filistin topraklarında olduğu gibi Kudüs'ün de işgal altında olduğunu karara bağladığını hatırlatan Halid, "Amerikan yönetimi ise kimsenin ne dediğine itibar etmeden tamamen bir tarafın yanında durmuş, Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanımıştır. Kimse bölgede adil bir barış için Amerika'ya itimat edilebileceğini düşünmesin. Dolayısıyla burada kendini barış sürecinin ve müzakerelerin sponsoru gibi gören Amerikan yönetiminin aldatıcı anlayışını net olarak görüyoruz. Dolayısıyla bu şekilde düşünen herkes hesaplarını tekrar gözden geçirip bu fikirlerinden kurtulsun. Çünkü bu hakiki şok, Amerika Birleşik Devletlerinin halklarımızın dostu olmadığını bilen bizler için değil, kendilerinin idrak etmesi içindir" dedi.

KUDÜS SADECE DİNİ DAVA DEĞİL

Halkın tepkisini sokaklara çıkarak ve dünyanın farklı bölgelerinde elçilikler önünde toplanarak ifade edebileceğini söyleyen Halid, "Bu durum ortaya bir çeşit dini çatışma hali koyuyor. Realitede ise Kudüs sadece dini bir dava değil, Kudüs -üzerinde hakkı olan- bir halkın toprağıdır. Ekim ayında halklar Aksa için harekete geçtiğinde çatışmayı dini bir kavgaya dönüştürmek istemişlerdi. Bugün de istedikleri bu. Siyonistler, onların müttefikleri ve özellikle ABD ile olan çatışma siyasi bir çatışmadır. Dolayısıyla Trump'ın açıklayacaklarından dini bir çatışma olduğu anlamını çıkartmamak gerekir, bu zaten mümkün değildir. Trump da bu konuda başarılı olmayacaktır. Biz çatışmaya bu anlayış ile bakmıyoruz. Çünkü bu topraklar Siyonistler tarafından işgal edilmiştir ve halkımızın direnme hakkı vardır" diye konuştu.

İSRAİL İLE İLİŞKİLER KESİLMELİ, BOYKOT EDİLMELİDİR

Leyla Halid, tepkinin sadece kınama ile kalmaması gerektiğinin altını çizerek, şunları söyledi: "Amerikan çıkarları, Arap bölgesinin neresinde olursa olsun saldırı altında olmalıdır. Bunun gerçekleşmemesi durumunda 'Amerikan yönetimi görüşünü dayatabilme ve bu karara derinlik vermede kazanım elde etti' anlamı ortaya çıkacaktır. Trump'ın bu adımına eşit seviyede bir reaksiyon verilmezse bu 'gerçeklik' geliştirilecektir. Buna ek olarak bugün İsrail ile ilişki geliştiren tüm devletlerin bu ilişkileri kesme zamanı gelmiştir. İsrail ile ekonomik, askeri vb tüm alanlarda ilişkiler kesilmeli ve boykot edilmelidir. Her pratiğe karşılık, o seviyede pratik cevabı vardır, olmalıdır. Burada reaksiyonlar ardı ardına olmalıdır. Bugün BM'ye bu konuda Güvenlik Konseyinin toplanması için bir çağrı var. Biz geçmiş deneyimlerden Güvenlik Konseyinin halkların sorunlarına adil bir çözüm geliştiren bir yer olmadığını çok iyi biliyoruz. Çünkü Güvenlik Konseyi Amerikan yönetiminin politikaları ile yol aldı, halen de öyle yol alıyor. Lakin bütün kurumlara yönelmemiz gerekiyor. Tüm dinlerin kenti olan Kudüs için alınan bu karar hakkında 'Filistin'deki hakkımıza açık bir saldırıdır' demek için İnsan Hakları Federasyonu, Birleşmiş Milletler, diğer kurumlar ve devletlere çağrılarda bulunulur. Ayrıca hepsinden daha önemlisi bu kentin işgal altında olduğuna dair uluslararası karar da var. ABD bu adımıyla bu kararı ihlal ediyor."

OSLO BİTMELİ

Yeni durumu tartışmak ve nasıl karşı konulacağını görüşmek için ulusal meclis, merkezi komite veya yürütme komitesinin toplanması gerektiğini söyleyen Leyla Halid, "Bu tehlikeli hamle, karşısında birliklerini sağlamış Filistinlileri bulursa başarıya ulaşamaz" diye ekledi.

Halid, bunun yeni bir ulusal strateji inşası gerektirdiğini söyledi. Leyla Halid, "Özellikle Filistin tarafı 'İsrail Oslo Anlaşmasına bağlı değil, Oslo bitti' diyerek bunu iptal etmeli. Filistinliler, resmi olarak bu anlaşma ile ilişkilerinin bittiğini ilan edip tüm şekilleriyle direniş esası üzerine inşa edilmiş yeni bir ulusal strateji çizmeli" dedi.

Leyla Halid, "Görünüşe göre barış süreci ve Oslo Anlaşması sona erdi. Böyle bir ilan duyabilir miyiz?" sorusuna şu yanıtı verdi: "Kudüs'ün Siyonist İsrail'in başkenti olarak tanınmasından daha fazla ne olabilir artık? Bu çok tehlikeli. Bu ayrıca Amerikalıların işgalciler ile birlikte olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla Amerika üzerinden atılan bu adımları izlemekle yetinemeyiz. Filistin sokaklarının; Filistin liderliğini müzakere programından geri çekecek, bölünmeyi bitirecek ve çatışmada birlik içinde Filistin sonuçlarını doğuracak bir baskı kurmak üzere hazır olması gerekiyor. Bu şekilde sadece lafta kalmamış ve pratik adımlar ile başkalarını da mücadelemize desteğe davet edebilmiş oluruz."

BU BARIŞ SÜRECİ DEĞİL

Suudi Arabistan başta olmak üzere bazı Körfez rejimlerinin pusulayı İsrail'e değil İran'a çevirmek istediğini, dolayısıyla Amerikalı efendilerine bağlı kalacakları değerlendirmesinde bulunan Leyla Halid, bu rejimlerden bir şey beklememek gerektiğini söyledi. Bu rejimlerin, kararın 'barış sürecini' tehdit edeceğini söylediklerini hatırlatan Halid, "Peki nerede bu barış süreci?" diye sordu ve şöyle devam etti: "Yok öyle bir şey. Evet bu bir süreç ama barış süreci değil. Barışın burada anlamı Filistin halkının haklara sahip olmasıdır, bu hakların başında da mültecilerin evlerine geri dönüş hakkı vardır. Aksi takdirde çatışma devam eder. Trump'ın Kudüs kararı bölgede ateşi tekrar yayacak."

Bu ülkelerde halkların rejimlerine karşı sokaklara çıkması, Amerikan yönetimine Kudüs kararından geri dönmesi için baskı kurması gerektiğini söyleyen Halid, "İkinci önemli nokta ise Amerika'nın bölgede geniş alanda çıkarları var. Bu çıkarların hem düşman İsrail hem de özellikle düzenbaz Amerika için çıkar olmaktan çıkması lazım. Amerika Birleşik Devletleri düzenbaz bir devlettir, savaşları başlatıp aynı zamanda bu halklar için barış istemeyen dolandırıcı bir devlettir" dedi.

DİRENİŞİN SAHADA YERİNİ ALMA ZAMANI GELDİ

Körfez rejimlerin direniş fikrini yok etmek ve direnişin terör olduğunu yaymak istediğini belirten Leyla Halid, "İşgal terörizmdir, Amerika Birleşik Devletleri terörizmdir. Terörizm, işgalci İsrail'in Filistin topraklarındaki günlük tasarruflarıdır; kuşatma politikasıdır, yerleşimciliktir, toprak işgalini genişletmedir, tutuklu Filistinli çocuk ve kadınların zindanlarda karşılaştıklarıdır... Bugün artık direniş fikrinin tekrar sahadaki yerini alma zamanı gelmiştir. Direnişin kendisinin bu çatışmada esas mücadele yöntemi olarak doğrudan yer alma zamanı gelmiştir. Bu olmadan bölgemiz Siyonistlerin ve emperyalistlerin hegemonyasından kurtulamayacaktır" diye konuştu.