ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

HDP'li Yıldırım: Zarrab davası yaklaştıkça hükümet tutuşuyor

Meclis'te düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, Reza Zarrab'ın yargılanacağı 27 Kasım tarihi yaklaştıkça iktidarın eteklerinin tutuştuğunu ve bu konu her gündeme geldiğinde gündeminin değiştiğini söyledi.

Etkin Haber Ajansı / 20 Kasım 2017 Pazartesi, 14:24

ANKARA - HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Yıldırım, "Bugün 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü. Ülkemiz açısından da bütün dünya açısından da çocuklar için durumun iyileştiğini söylemek çok zor. Milyonlarca çocuk, savaşlar nedeniyle, ya kendi ülkesinde ya göç yollarında hak kısıtlamasıyla karşı karşıya kalıyor. Bugün dünyada çocuk hakları açısından en büyük problem yaşam hakkının kaybı. Çocuklarımız hiç bu kadar yaşam hakkı tehdit altında bir toplumsal gerçeklikle karşılaşmadı. Bugün 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü, yarın da Uğur Kaymaz'ın öldürülmesinin yıl dönümü. 11 yaşındaki Uğur Kaymaz ve babası için terörist demişlerdi. Daha sonra da üzeri kapatılmıştı" diye belirtti.

10 YILDA ÇOCUĞA İSTİSMAR VAKALARI YÜZDE 700 ARTTI

Türkiye'de çocuklara yönelik istismar vakalarının 10 yılda yüzde 700 arttığını söyleyen Yıldırım, "İstismar dava sayısı 15 bin 51. Bir de yargıya intikal etmeyenler var. 2016'da neredeyse her 5 evlilikten biri çocuk yaşta evlilikti. Son 10 yılda yarım milyon çocuk, çocuk yaşta evlendirildi. SGK verilerine göre; 1 milyon 170 bin çocuk işçi çalıştırılıyor. TÜİK verilerine göre de 708 bin. Sadece 2016 yılında 56 çocuk iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Bunlar kayda geçenler. Suriye savaşından kaçıp ülkemize sığınan çocuk mülteci sayısı 1 milyonun üzerinde. Resmi rakamlara göre 2 bin 16 çocuk cezaevinde" dedi.

NURİYE VE SEMİH'İN ÇIĞLIĞINI TAŞ DUYDU İKTİDAR DUYMADI

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'nın açlık grevinin bugün 257. günü olduğunu hatırlatan Yıldırım, "Nuriye ve Semih hocanın çığlığını taş duydu, beton duydu, ama bir tek iktidar duymadı. Duyduysa da kendi kodları üzerinden yorumlamakla yetindi. Siyasi iktidar mazlumların bir türlü sesi olamadı. Üstelik kendilerini sürekli-kutsal mağdurluk şemsiyesi altına almış durumdalar. Dev yürekleriyle Nuriye ve Semih hocalar hak uğruna hakikat uğruna direniyorlar. Başlarına ne gelirse mevcut iktidar sorumludur" diye konuştu.

ZARRAB DAVASI YAKLAŞTIKÇA GÜNDEM DEĞİŞİYOR

27 Kasım'da Reza Zarrab'ın yargılanmasına başlanacak. Mahkeme tarihi yaklaştıkça iktidarın eteklerinin tutuştuğunu ve bu konu her gündeme geldiğinde gündeminin değiştiğini ifade eden Yıldırım, "Ya nüfus politikalarıyla ya Efrîn ile ya Atatürk-Mustafa Kemal ikilemi üzerinden gündem değiştiriyor. Ama bu gerçeklikle bir hafta sonra karşı karşıya geleceğiz. Ne doğurganlık, cinsiyetçilik ne çocukların eğitim durumu, ne Efrîn'de çılgın projelere imza atmanız ne de Mustafa Kemal Atatürk'le ilgili dilinizi değiştirmeniz bu süreci değiştiremez" diye belirtti.

Yıldırım yaptığı açıklamaların ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. "NATO krizini nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna Yıldırım şöyle yanıtladı:
"NATO'da insan onuruna yönelen bir uygulama ile karşılaştık Bu ülkenin kurucusu Atatürk'ün hedef tahtasına konması ya da Erdoğan'ın hedef tahtasına konmasının ötesinde, bu uygulama kime yapılırsa kabul etmeyiz. Savunulur tarafı yok. Ancak Türkiye Ortadoğu'da NATO'nun önemli bir aktörüyken, uluslararası toplum nezdinde Ortadoğu'daki belirleyiciliğini ve jeopolitiğini etkin kullanma hali hiç tartışılmazken; uluslararası toplum, siyasi aktörler ve devletler nezdinde bu kadar ele ayağa düşürülme halini tartışmak, nedenini araştırmak biz siyasilerin en önemli görevidir. Türkiye NATO için bu kadar vazgeçilmezken soruyoruz; münferit bir şey mi yoksa oluşan algının NATO içine sirayet etmesi mi? Atatürk ile Erdoğan'a karşı geliştirilen uygulamayı sadece siyasetçi olarak değil insan olarak kabul etmemiz mümkün değil. Problemli, sorgulanması ve mahkum edilmesi gereken bir konu. Ama bu tartışılırken Türkiye'nin bırakın 20 yıl, 10 yılı; 2 yıl önceye göre uluslararası toplum nezdinde itibarının bu kadar sorgulanır ve ele ayağa düşürülür bir raddeye gelmiş olması biz siyasilerin sorması gereken bir konudur."