ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Bilgen: Kürtler olmasın demek akan kanın akmasını istemektir

HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, Soçi'de Türkiye'nin tutumuna dikkat çekerek, "Kürtler olmasın demek akan kanın akmasını istemek anlamına gelir" dedi.

Etkin Haber Ajansı / 23 Kasım 2017 Perşembe, 16:04

ANKARA - HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, devam eden HDP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısına ilişkin parti Genel Merkez binasında basın toplantısı düzenledi.

Bilgen, "Soçi'deki zirve ve Suriye'de barış umudunun güçleniyor olması, savaşın sonuna gelinmiş olması hepimiz açısından umut verici. Sorunun ancak diyalogla çözülebileceği ve vesayet savaşının bitmesi gerektiği ile ilgili yaklaşımın görünür olması ve Türkiye hükümetinin de bu noktaya gelmiş olması sevindirici" dedi. Kürtleri yok sayarak ayak sürümek sadece kanın akmaya devam etmesine hizmet edeceğini ifade eden Bilgen, "Türkiye ayda 3 kez Rusya'ya gitmek istemiyorsa doğru yöntem Suriye'deki Kürt halkıyla iyi, barışçıl ilişki kurmayı kabul etmelidir. Bu yaklaşım bölgedeki tüm halkların lehine olan ibr yaklaşımdır" diye konuştu.

Tersi tutumların sadece Türkiye'nin iç barışına zarar vermekle kalmayacak bölgede yeni gerilimleri beraberinde getireceğini söyleyen Bilgen, "Bu konuda sağduyuyla, akılla hareket edilmelidir" dedi.

Reza Zarrab davasına da değinen Bilgen, "Aslında çok kez uyarmamıza rağmen Reza Zarrab davasının geldiği nokta Türkiye siyaseti açısından çok acıdır. Bundan 3 yıl önce bakanları yargıdan kaçırmanın, meclisi, kamuoyunu sağlıklı bilgilendirmekten kaçınmanın kötü sonucu ile karşı karşıyayız. Türkiye toplumu doğru bilgilendirilseydi bu noktaya gelinmezdi" diye belirtti.

Cumhurbaşkanı Sözcüsü İbrahin Kalın'ın ve kimi bakanların ambargonun delindiğini itiraf ettiğini hatırlatan Bilgen, "Hükümet bunun arkasında duruyor mu, ortaklaşma boyutunda önemsiyor mu önümüzdeki günlerde göreceğiz. Çünkü bir ülkenin ekonomik çıkarları sadece hükümetin sorunu olamaz. Bunun hangi gerekçelerle yapıldığını paylaşma sorumluluğu var" diye kaydetti.

ZARRAB DAVASI RÜŞVET VE YOLSUZLUK DAVASIDIR

Zarrab davasının ikinci boyutunun rüşvet olduğunun altını çizen Bilgen, rüşvet davasının milli çıkarlarla beka ile ilişkilendirilmesi gerçeği örtme çabası olduğunu söyledi. Bunun milliyetçi gerekçelerle üstünün örtülmesinin kabul edilemez olduğunu ifade eden Bilgen, "Sadece Türkiye'deki bazı siyasilerin değil bütün bir ülkenin rehine pozisyonuna düşmesine hizmet eder. Eğer bir ciddi rüşvet iddiası varsa bu yargılamanın iç hukuk sürecinin hakkaniyetle işlemesi gerekir. Eğer bakanlarınızı Meclis'teki sayısal çoğunluğunuza güvenerek soruşturmaz, yargılamaz ve oldu bittiyle ortada suç yok diyerek üstünü örterseniz bedelini tüm Türkiye toplumu öder. Dolayısıyla bunu ekonomi politik tartışması olarak sunmak doğru değil. Rüşvet tartışmasıyla ilgili açıklama yapılmalıdır" diye koruştu.

TORBA YASA HALKA YENİ VERGİ YÜKÜ GETİRECEK

Meclis Genel Kurul'dan geçen torba yasaya da değinen Bilgen, "Torba yasa, Türkiye'ye sadece yeni vergi yükü getirecek. Bunun bedelini dar gelirli üretici ödemek zorunda kalacak. Ek harcama kalemlerine, ek kaynak arama yolu çıkar yol değildir. Kriz riskini, ekonomik tehdidi daha da büyütür. Torba yasadaki yaklaşım bütçe için de geçerli. Özellikle savunma harcamalarındaki çok ciddi artış Türkiye'nin hem ekonomik açıdan karşı karşıya bulunduğu çok büyük bir tehdittir hem de insan yaşamı açısından tehdittir" dedi.

RADYASYON TEHDİDİ ALTINDA AKKUYU'DA ISRARIN BİR AÇIKLAMASI YOKTUR

Akkuyu Nükleer Enerji Santrali davasının dün Danıştay'da görüldüğünü söyleyen Bilgen, "ÇED raporu ile ilgili bilirkişi talebinde bulunuldu. Soçi'de bu konunun gündemde olduğu kulislerde konuşuluyor. Rusya'da nükleer sıkıntı riski üst boyuttayken, Türkiye de radyasyon tehdidi altındayken Akkuyu'da ısrarın bir açıklaması yoktur. Nükleer gibi son derece riskli bir alanı tercih etmek büyük devlet olmanın değil insanlığı tehdit eden anlayışa teslim olmanın ifadesidir" diye konuştu.

Malatya'da Alevilerin evlerinin işaretlenmesinde ciddi bir soruşturma yürütülmesini isteyen Bilgen, Alevileri tedirgin ederek evlerini terke zorlamak kabul edilebilir bir durum olmadığını söyledi.

GÜLSER YILDIRIM KARARINI AYM'NİN YAZDIĞINI DÜŞÜNMÜYORUM

Önümüzdeki günlerde Demirtaş, Yüksekdağ ve Baluken davalarının görüleceğini hatırlatan Bilgen, Adil yargılanma ve duruşmaya katılım hakkının bir kez daha altını çizdi. Bilgen, "Ama AYM'nin Gülser Yıldırım kararı göstermiştir ki Türkiye'de iç hukuk yolları iflas etmiştir. AYM üyeleri oy birliği ile aldıkları kararı okudularsa ki onların yazdığını düşünmüyoruz, Murat Karayılan'ın tweet atarak talimat verdiğine inanan bir mahkeme kendi itibarından geriye ne kalmışsa sıfırlamış demektir" diye belirtti.

OHAL KARŞITI KAMPANYAYA DESTEK OLACAĞIZ

OHAL'den kaynaklı hak ihlalleri devam ediyor. Emek ve meslek örgütleri hak ihlallerine karşı geçtiğimiz günlerde kampanya başlattı. Bilgen, OHAL karşıtı kampanyaya destek olacaklarını söyledi.