ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Alakır savunucuları HES şirketlerince tehdit ediliyor

Doğanın talan projelerinin hayata geçirilmesine karşı duran yaşam hakkı savunucusu Tuğba Günal ve Birhan Erkutlu çiftinden rahatsız olan HES şirketleri, önce doğa savunucusu çiftin arazisinde ateş etti, sonra da suyun kesti.

Etkin Haber Ajansı / 14 Ekim 2017 Cumartesi, 14:41

ANTALYA (Pınar Gayıp)- AKP/Saray iktidarının bitmek bilmeyen rant hırsı nedeniyle doğa katliamı gün geçtikçe artıyor. Talan edilen doğayla birlikte hayvanlar katlediliyor, yaşam hakkı savunucuları tehdit ediliyor, öldürülüyor. Çevreci Aysin ve Ali Nohutçu çiftinin Finike'deki yayla evinde öldürülmesi hafızalardayken bu kez de Alakır Nehri'ni HES şirketlerine karşı korumak için yıllardır mücadele yürüten ekolojist Tuğba Günal ve Birhan Erkutlu çifti tehdit ediliyor.

Günal ve Erkutlu, 13 yıl önce İstanbul'daki hayatlarını sonlandırarak Antalya Alakır Vadisi'nde doğada yaşamaya başladı. Alakır'da yapılmak istenen HES projesine karşı duran ve bunun için yıllardır mücadele eden çift, çeşitli baskı ve tehditlerle HES şirketlerinin hedefi haline geldi. Bulundukları bölgeye ateş edilen çiftin son olarak arazilerine giden su kesildi.

'HES ŞİRKETLERİ VARLIĞIMIZDAN RAHATSIZ OLDU'

Bir dönem Alakır Vadisi'nde Günal ve Erkutlu çiftiyle birlikte yaşayan Elif Arüğ, "Varlığımızdan rahatsız olan HES şirketleri bizi orada yaşatmamak için tavır geliştirdiler" dedi. Uzun bir süredir HES'lere karşı vadi üzerinde verilen hukuksal bir mücadele olduğunu hatırlattı ve belli kazanımları elde edildiğini dile getirdi. ETHA'ya konuşan Arüğ, "Hukuksal mücadele sonucunda Doğal Koruma Bölgesi kapsamına alındı. Endemik'te bitki, hayvan çeşitliliği ortaya çıkarıldı" ifadesini kullandı.

Vadide bulunan HES şirketlerinden METAMAR Marble'nin geçtiğimiz aylarda yaptıkları HES'ten dolayı nehrin kuruduğuna dikkat çeken Arüğ, "Dolayısıyla onlarda elektrik üretemez hale geldi. Bu sefer yan derelerden su taşıdılar. Yani tamamen hukuksuz bir olay gerçekleştirdiler. Biz de bunu Devlet Su İşleri'ne (DSİ) bildirdik. Bir ceza süreçleri olacak. Yine bu şirketin şantiye şefi tehditte bulunmuştu bundan dolayı da 5 aylık bir ceza aldı" dedi.

ÖNCE ARAZİYE ATEŞ EDİLDİ, SONRA SUYU KESİLDİ

Doğayı savundukları ve bunun için mücadele ettiklerinden dolayı şirketin, rahat hareket edemediğini belirten Arüğ, şöyle devam etti: "Arazimizin yanındaki araziyi satın aldılar ve oradan bizim yaşadığımız bölgeye ateş edildi. Şimdi de su aldığımız kaynağın üstündeki araziyi satın aldılar. Oraya kepçe soktular, kazdılar ve oraya bir boru koyup hayrat yaptılar. Biz susuz kalmış olduk. Onlar (HES şirketi), burada kendi faaliyetlerini rahatça yapamadıkları için, hukuksuzluklarını dile getirdiğimiz için, varlığımızdan rahatsız olup bize karşı tavır geliştirdiler. Amaçları, orada bizi yaşatmamak."

Dünyanın birçok yerinde yaşam hakkı savunucularının katledildiğini belirten Arüğ, Fenike'de bulunan yayla evlerinde öldürülen Büyüknohutçu çiftçini hatırlattı ve ekledi: "Bu olaylar daha sonra faili meçhule dönüşüyor. Önceden farkında olarak bir kamuoyu oluşmasını; arkadaşlarımızın ve doğanın korunmasını istiyoruz."