ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Demirtaş: Zalim kendi zulmünde yenilecek

BDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, AKP'nin uzun süredir bölgede meşruiyetini belirtti, "Dün yaşanan polis terörü bunun kanıtıdır" dedi. Kürt halkının kendi özgürlüğü ve Öcalan'ın özgürlüğü için mücadele edeceğini vurgulayan Demirtaş, "Kimse şüpheye düşmesin faşizm ne kadar büyürse büyüsün, zulüm ne kadar artarsa artsın, zalim kendi zülmünde boğulacaktır. Bu halkın direnişi bunu sağlayacaktır" diye konuştu.

Etkin Haber Ajansı / 15 Temmuz 2012 Pazar, 13:52

DİYARBAKIR- Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) ve Demokratik Toplum Kongresi'nin (DTK), 14 Temmuz mitinginin yasaklanması üzerine dün Diyarbakır'da yaşanan polis törürüne karşı Sümerpark’ta başlattığı oturma eylemi sona erdi.

14 Temmuz mitinginin yapılacağı İstasyon Meydanı'nda yapılmak istenen basın açıklaması nedeniyle polisin ablukası dünü aratmadı. Polis, yüzlerce kişinin toplandığı Sümerpark'ın tüm girişlerini kapattı. İçeri girmek isteyenler önce didik didik arandı, daha sonra GBT kontrolünden geçirildi. Polis, muhalif basın emekçilerini de kimlik kontrolüne tabi tuttu.

Sümerpark'ta yapılan basın açıklamasına BDP eş genel başkanları Selahattin Demirtaş, Gültan Kışanak, DTK Eş Başkanı Aysel Tuğluk, HDK Eş sözcüsü ve BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, İstanbul Milletvekilleri A. Levet Tüzel ve Sebahat Tuncel, BDP milletvekilleri, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, BDP İl ve ilçe yöneticileri, belediye başkanları, ESP il yöneticilerinin de aralarında olduğu yüzlerce kişi katıldı.

Açıklama öncesinde, demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenlerin anısına saygı duruşu yapıldı. Kitle sık sık, "Şehid namırın", "Öcalansız dünyayı başınıza yıkarız", "Öcalan siyasi irademizdir", "Türk, Kürt, Laz, Çerkez eşit olmalı herkes", "Yaşasın halkların kardeşliği" şeklinde slogan attı.

Burada konuşma yapan BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, dün Diyarbakır sokaklarında AKP zulmüne ve polis terörüne karşı görkemli bir direniş sergileyen Kürt halkına, tüm siyasi partilere teşekkür ederek konuşmasına başladı.

‘DEVLETİN COPUNDAN, PANZERİNDEN, ZORUNDAN BAŞKA BİRŞEY YOKTU’

"Dün AKP faşizan rejimi Amed'deki görkemli direniş karşısında ne kadar aciz, ne kadar çaresiz olduğunu sergiledi. Dün devletin burada çıplak zorundan, copundan, panzerinden başka hiç bir şey yoktu" diyen Demirtaş, elinde sadece panzeri, copu, şiddeti olan bir devletin meşruiyetini yitirdiğini kaydetti.

"AKP, uzun bir süredir Kürdistan'da meşruiyetini yitirmiştirF diyen Demirtaş, AKP'nin zorla, zorbalıkla ve şiddetle ayakta durabildiğini vurguladı. Demirtaş, son 24 saat içerisinde ortaya çıkan durumun bunun en çıplak örneği olduğunu sözlerine ekledi.

‘ÖNCELİKLİ GÜNDEM ÖCALAN’IN ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN MÜCDALE’

Tüm faşizan uygulamalara karşı halkın kararlı duruş ve direniş sergilediğini ifade eden Demirtaş, şunları söyledi: "Bu halk 'Sayın Öcalan özgür olmalı' diyor, özgürlüğünü istiyor. Devlet ısrarla bu talebin görünür olmaması için sokak sokak, ev ev, meydan meydan işkence uyguluyor. Ama engelleyebildi mi? İşte 24 saattir yaşanan görkemli direniş, halkın sahiplenişi AKP'nin tüm politikalarını boşa çıkardı. Halk Öcalan özgür olmadan çözüm olmayacağını, barışın gerçekleşmesinin kolay ve mümkün olmayacağını görüyor, o nedenle Sayın Öcalan'ın arkasında. Ve bundan sonra da bu kararlılıkla, öncelikle gündem olarak Sayın Öcalan'ın özgürlüğünü gündemini birinci sırasına alarak çalışmalarını ve direnişlerini sürdürecektir.”

Dün Diyarbakır'da yaşananlardan AKP Hükumeti'nin ders çıkarması gerektiğini kaydeden Demirtaş, "Eğer zerre kadar halkın iradesine saygıları kalmışsa ya da en azından kendi siyasi istikrarlarını düşünüyorlarsa halkın iradesini dikkate almak zorundadır" diye konuştu.

Kürt halkının zorlukla, zorbalıkla durdurulabilecek bir halk olmadığının altını çizen Demirtaş, "Bu halkı durduracak tek şey özgürlük ve demokrasi taleplerinin gerçekleşmesidir" dedi.

AKP'nin bölgede uzun süredir meşruiyetini yitirdiğini ve bunu sağlamasının artık mümkün olmadığını vurgulayan Demirtaş, "AKP ağzıyla da kuş tutsa artık bu topraklarda bizim açımızdan sadece faşizmi temsil ediyor. Başka bir temsiliyet gücü yoktur" diye konuştu.

‘VİCDANI OLANLAR O ANONİM ŞİRKETİN TERK ETMELİDİR’

Tüm AKP'lilerin yaşananların ardından bir kez daha düşünmesi gerektiğini belirten Demirtaş, şöyle seslendi: "Tüm AKP'li olanlarda düşünmeli, AKP'nin nasıl bir faşizan düzene hizmet ettiğini görmelidir. Vicdanı olan herkes o anonim şirketi, rant çıkar, zulum partisini terk etmelidir. Bu görkemli direniş bütün halkın özgürlüğü içindir. BDP'liler, DTK'lılar kendileri için direnmiyor. Özgürlüğe, barışa ihtiyacı olan herkes için direniyor. Herkes özgürlük cephesinde yerini almalıdır."

Diyarbakır halkının, direnişiyle tüm dünyaya nasıl bir halk olduğunu gösterdiğini ifade eden BDP Eş Genel Başkanı, halkın hukuk dışı uygulamalara kendi iradesiyle müdahale ettiğini, seçilmişlere, kadınlara, çocuklara yönelik işkenceye karşı direndiğini kaydetti. Diyarbakır sokaklarında halen gaz koktuğunu kaydeden Demirtaş, bu izlerin haftalarca silinmeyeceğini söyledi.

‘O ELİN SAHİPLERİ DE DİRENMESİNİ BİLİR’

Bu hükümet anlayışının çözüm getiremeyeceğini kaydeden Demirtaş, şunları kaydetti: "Bu saten sonra AKP'ye karşı direniş dışında, dik duruş dışında çözüm anlayışının mümkün olmadığı herkes tarafından görülmüştür. Biz çözümden yana el uzattıkça, o ellere cop vuruluyorsa, her el ısrarla işkence ve zulümle geri çevriliyorsa o elin sahipleri de direnmesini de bilirler. Bunu başka yolun ve yönteminin olmadığı dün daha net bir şekilde ortaya çıktı."

‘ZALİM KENDİ ZULMÜNDE BOĞULACAKTIR’

14 Temmuz'da Diyarbakır Cezavi'nde 4'lerin bedenlerini ateşe vererek, tarihe büyük bir deriniş yazdıklarını hatırlatan Demirtaş, "14 Temmuz direniş ruhu bugün en görkemli şekliyle Amed meydanında yankılanıyor. Amed zindanında 4'lerin başlattığı direniş, o gün belki Amed sokaklarına yansımıyordu ama bugün her tarafta yankılanıyor. Bizler ancak o direniş ruhunu, anlamını önemini içimize sindirebilirsek o mücadeleye layık olabiliriz. Kimse şüpheye düşmesin faşizm ne kadar büyürse büyüsün, zulüm ne kadar artarsa artsın zalim kendi zülmünde boğulacaktır. Bu halkın direnişi bunu sağlayacaktır. Halkımız bundan emin olsun" dedi.

Yaklaşık bir aydır mitingin hazırlıkları için tüm partililerin, halkın büyük bir kararlılıkla mücadele ettiğini kaydeden Demirtaş, emeği geçen herkese teşekkür etti. Dün yaşanan polis terörünü ekranlardan izleyen yaşlı bir kişinin, yaşanan zulmün karşısında dayanamayarak kalp krizi geçirdiğini, Mersin'den mitinge gelen bir yöneticinin ise trafik kazası sonucu yaşamını yitirdiğini kaydeden Demirtaş, "Onlar halkımızın direniş şehitleridir" dedi.

TUĞLUK: KÜRT HALKI BEDEL ÖDEYEREK BUGÜNLERE GELDİ

DTK Eş Başkanı Aysel Tuğluk ise, "Özgürlükte ve çözümde ısrarlı ve kararlı olan halkımızı selamlıyorum" diyerek konuşmasına başladı.

Diyarbakır'da dün yaşananların tam anlamıyla AKP faşizmi olarak tanımlayan Tuğluk, "Öyle bir devlet düşünün ki; kendi halkının üzerine tankıyla, topuyla saldırıyor, savaş ilan ediyor. '90'lı yıllarda bundan beter zulümlerle karşılaştınız, bedelini ödeyerek buraya geldiniz" dedi.

Kürt halkının Abdullah Öcalan'ı siyasi iradesi olarak kabul ettiğini vurgulayan Tuğluk, "Öcalan Kürt sorununun çözümü için birincil muhataptır" diye konuştu.

‘ÖCALAN SON KÜRT İSYANININ LİDERİDİR’

Öcalan'ın 354 gündür avukatları ve ailesi ile görüştürülmediğini hatırlatan Tuğluk, şöyle devam etti: "Bir devlet düşünün ki gemi bozuk, hava muhalefeti gibi gerekçelerle görüşmeyi engelliyor. Acizliğe düşüyor, yalan söylüyor. Evrensel hukuku ve insan haklarını tanımıyor. Bin yıllık devletin düştüğü acizlik bu. Öcalan sıradan bir kişi ve tutsak değildir. Son Kürt isyanının lideridir. Bu topraklarda barışın ve özgürlüğün simgesidir. Roboski'de, 13 gerillanın yaşamını yitirmesinde, Urfa Cezaevi'nde olduğu gibi uygulamalarla surunu çözmeye çalışıyorsunuz. Kürt halkı diz çözmeyecek. Biz bu günlere mücadele ederek geldik. Ne kazandıysak bedelini ödeyerek kazandık. Bir kez daha AKP hükümetini uyarıyorum. Bu halkın tahammülleri zorlanmamalı. Otoriter ve ırkçı zihniyete karşı ortak mücadele cephesi yaratmaya çağırıyoruz. Bu yolun sonu özgürlüktür."