Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi'ndeki ağır hasta tutuklu Fatma Tokmak, hastane sevki sırasında yaşadığı cinsel taciz ve hakareti, gönderdiği bir mektupla İnsan Hakları Derneği'ne anlattı.
Etkin Haber Ajansı / 28 Nisan 2012 Cumartesi, 11:12
FATMA TOKMAK (Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi)- İnsan hakları ihlalleri ve tutukluluk koşulları hakkında daha önce de yazışmalarımız olmuştu.
Bu defa, 22 Mart 2012 Perşembe günü yaşadığım ve onurumu oldukça rencide eden bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Ona geçmeden önce sizlerin de gayet iyi bildiğiniz gibi, uzun bir süreden beridir ağır kalp hastasıyım. Kalp kapakçıklarımın iflasından dolayı acilen açık kalp ameliyatıyla yapay kalp kapakçıklarını taktırmak gerekiyor. Ama bilinen koşullardan dolayı bu ameliyatı olamıyorum. Buna karşın sık sık kalp rahatsızlığı geçirip acile kaldırılıyorum. Buraya en yakın hastane olan Bakırköy Dr. Sadi Konuk Hastanesi'nin acil servisine kaldırılıyorum. Her ay en az iki defa kalp rahatsızlığımdan dolayı kardiyoloji acil servisine kaldırılıyor, her defasında da kalp tansiyonlarım normalleşene kadar yaklaşık 5 saat cihazlara bağlı olarak serviste bekletiliyorum.
22 Mart Perşembe günü de ağır kalp rahatsızlığından dolayı cezaevi revirine gittim. Revir doktoru (aile hekimi) rahatsızlığımın hayati tehlikesini görünce beni acile sevk etti. Ambulansla bir çavuş denetiminde acile kaldırıldım, hemen cihaza bağlandığım için, kollarımdan, karnımdan damarlarıma girildiğinde baygın ve yarı çıplak haldeydim. O esnada ringe başka bir (Beyaz saçlı, adının Önder olduğunu öğrendiğim) çavuş geldi. İlk çavuşa "Sen git, ben kalacağım" dedi. Bu çavuş üstüne sormadan nöbet değiştiremeyeceğini söyleyince bu defa, "Niye uzağında duruyorsun, o terör suçundan yatıyor" dedi. Daha sonra yarı çıplak olduğum halde yatağıma yapışarak damara girmeye çalışan hemşireye müdahale etmek istedi. Bunun üzerine kendisini uyardım ve uzaklaşmasını istedim. Ama o umursamadı. Daha sonra da doktora, "Bunun hastalığı kalıcıdır. O hep geliyor acile, sizi de uğraştırıyor. Yeterlidir, cihazı aç, ringde beklesin" deyince doktor kızdı ve "İşime karışma" dedi. Doktorlar ve görevliler başka bir hasta ile ilgilenmeye gidince bu defa, oradaki sekreter bayana, "Gel bu kabloları çıkar, hastayı ringe götüreceğim" dedi. Sekreter de kızarak, "Ben doktor muyum, git doktora söyle" deyince, bu kez beni ikna etmeye çalışarak, "Fatma yeterlidir, iyileştin değil mi? Haydi, doktora 'İyileştim' de ki, gidelim, ringde bekleriz" demeye başladı.
Kısaca o gün orada bulunan güvenlik görevlisi, sekreterden doktora kadar herkesin işine müdahale etti. "Bu teröristtir" deyip kışkırtarak bir taraftan tedavimi engelledi, bir taraftan da hakarette bulundu. Ben artık onun yarattığı rahatsızlıktan kurtulmak için ölsem de orada kalmak istemedim. Ölmeyi istedim ki, bir an evvel onun hakaretlerinden, tacizinden kurtulayım. O çavuşun güvenlik görevlilerine müdahaleleri yüzünden doktor hastanedeki güvenlik görevlisini dahi değiştirdi. En son doktorla konuşamadan oradan ayrılarak, ringle cezaevine getirildim. Getirirken kelepçeleri öfkeyle sımsıkı bağladı.
O gün çavuş yarı çıplak olduğum halde bacaklarıma değecek şekilde yatağıma yapışıp durduğunda ikide bir, "Bu teröristtir, her gün bizi de böyle uğraştırıyor" dediğinde kendimi oldukça aşağılanmış hissettim, Orada iyileşmeyi değil, ölmeyi arzu ettim. Bir insan böyle yaşamayı asla tercih etmez. Bana yapılan bu muamele insanlık dışıdır. Tacizdir. Psikolojik işkencedir, cinsel işkencedir. Kişiliğime onuruma saldırıdır. Orada o çavuş yarı çıplak, yarı baygın bir hastanın yatağına yapışarak, vücuduna dokunarak nasıl bir güvenlik oluyor? Doktorlar hastanın psikolojisini altüst eden tedaviyi engellemeye çalışan böyle bir çavuşu uyarma hakkını dahi kendinde görmezken, suç duyurusu yaptığımız savcılar kovuşturma açma gereği dahi duymazken, hangi hasta hakkından hangi insan hakkından hangi işkenceye sıfır toleranstan, hangi kadına karşı şiddete karşı yasalardan, çabalardan bahsedilebilir.
Sayın İnsan Hakları Derneği çalışanları, bu işkence ne zaman son bulacak? Hükümlü insanların yaşama hakkı yok mu? Onuru, namusu yok mu? Hele hele hasta ve ölümle pençeleşen bir kadını taciz etme hakkını bu çavuşa kim veriyor? Bu tür kişilere neden kimse müdahale etmiyor? Ruh halinden, davranışlarından kalıcı psikolojik rahatsızlığı olduğu anlaşılan böyle anormal bir insan neden kadın mahkumların güvenliği ile görevlendiriliyor.
Benim sizlerden istediğim, beni bu işkenceden kurtarmanızdır. Bu olay üzerine Adalet Bakanlığı'na, Ceza İnfaz Hakimliği'ne ve Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'na bilgilendirme ve şikayet dilekçeleri yazdım. Henüz bir cevap alamadım. Sizlerin de bu başvurularımı takip etmenizi, bu olayı ve bütün olayları yerinde incelemenizi rica ediyorum. Yaklaşık 3.5 yıldır Bakırköy Cezaevi'ndeyim ama henüz hiçbir insan hakları heyeti veya cezaevi inceleme heyeti bizleri ziyaret etmedi. Bunun nedenini anlamış değilim. Eğer ihtiyaç duyulursa göndereceğiniz ilgililere olayın detaylarını bizzat da anlatmaya hazırım.
Şimdiden göstereceğiniz duyarlılığa teşekkür ediyor, dostça selamlarımı yolluyorum.