ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Karadeniz halkları demokratik anayasa istiyor

Ağırlıklı olarak Karadeniz'de yaşayan halkların kurduğu dernekler ve temsilcileri, hazırlanmakta olan anayasada asimilasyona uğratılmak istenen halkların taleplerinin yer almasını istedi. Karadeniz halkları, ulusal ve etnik kimliklerinin varlığını sürdürmesi için mücadeleyi sürdüreceklerini belirtti.

Etkin Haber Ajansı / 04 Şubat 2012 Cumartesi, 16:46

İSTANBUL- Yeni anayasa hazırlanması ile ilgili tartışmalar arttıkça, bu konuda telepler de yoğun bir şekilde gündeme geliyor. Özellikle toplumsal talepleri bugüne kadar yok sayılmış kesimler, hazırladıkları taslak metinlerle taleplerinin yeni anayasada yer bulması için mücadele yürütüyor. Ağırlıklı olarak Karadeniz halklarının hakları için mücadele yürüten dernekler de, ortaklaştıkları bir taslak metni TMMB Başkanı Cemil Çiçek'e ve yine Meclis bünyesinde kurulan Anayasa Uzlaşma Komisyonu'na iletti. Ancak, 31 Aralık 2011'de iletilen ortak metinle ilgili olarak ne Meclis Başkanı'ndan, ne de komisyondan derneklere ve başvuru sahiplerine bir yanıt geldi.

Aralarında Hemşin Kültürünü Araştırma ve Yaşatma Derneği, Laz Mektebi, Jineps Gazetesi, Demokrat Gürcüler Platformu, AKA-DER'in de bulunduğu dernekler ve yönetmen Özcan Alper, talepleriyle ilgili olarak Makine Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi'nde bir basın toplantısı düzenledi.

'ANAYASA SİYASAL BİR İŞTİR, HALKI İLGİLENDİRİR'

Yönetmen Özcan Alper, yeni ayayasada yer alması için hazırladıkları taslak metin için 5 ay önce çamışmaya başlattıklarını söyledi. Özcan, “Anayasa yazma hukukçuların işi değil, siyasal bir iştir, bir toplumun ana sözleşmesidir. Bizden bu sözleşme için taleplerimizi dile getirmemiz için çağrılar yapılırken, diğer taraftan halklara yönelik ciddi saldırılar söz konusu. Televizyonlarda dizileriyle, haber bültenleriyle, mahkemelerde tutuklamalarıyla, sokakta linç politikalarıyla pek çok halklar olarak ortaya çıkan kişi ve kurum temsilcileri sindirilmeye, yok sayılmaya, ötekileştirilmeye planlı olarak devam ediyor” dedi. “'Özgürlükçü anayasa' diye yola çıkanlar toplumun bütün kesimlerine saldırılar düzenliyor, bölgede savaş ortamı yaratıyor, diğer taraftan Uludere'de 34 insanımız katledildi” diyen Alper, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Meclis başkanı çıkıp, 'Kurumlar taleplerini iletmiyor' diyor. Bu gerçeği yansıtmıyor. Bizim görüşme talebimiz karşılanmıyor, ama diğer taraftan İmam Hatip Mezunları Derneği'nin talebi bizzat Çiçek tarafından kabul ediliyor. Böylece toplumsal bir yanılsama yaratılıyor. Gürcü, Laz, Çerkes, Hemşin, Arap, Kürt haklarımızın temsilcilerinden oluşan bu talep Meclis'e iletilmiştir ama hala bize geri dönülmemiştir.”

'İNSAN ODAKLI BİR ANAYASA İSTİYORUZ'

Kurumlar adına hazırlanan açıklamayı okuyan Jineps Gazetesi'nden İnci Hekimoğlu, Meclis başkanlığına gönderdikleri metinden bir bölüm aktardı. Hekimoğlu; “Topraklarımızdaki tüm kültür, kimlik, dil, din ve inançların varlığını kabul eden, halkların demokratik ve kültürel haklarını anayasal güvence altına alan, insan odaklı, özgürlükçü, eşitlikçi, demokratik bir anayasadan yana olduğumuzu ve taleplerimizin takipçisi olacağımızı beyan ederiz” dedi. Anayasa hazırlık sürecinde Prof. Büşra Ersanlı ve yayıncı Ragıp Zarakolu gibi değerli katkıları olabilecek çok sayıda kişinin tutuklandıklarını hatırlatan Hekimoğlu, “Özgürlükçü bir anayasanın yapılmasının temel koşulu, fikirlerin ve önerilerin özgürce beyan edilebileceği siyasal ve toplumsal ortamın oluşturulmasıdır. Bu anlamda, 'Yeni Anayasanın' yapım sürecinde öncelikli talebimiz tutuklu aydın, akademisyen, siyasetçi ve gezetecinin serbest bırakılmasıdır” dedi. Hekimoğlu, “Nasıl ki, 1982 Anayasası için yapılan referandumda 'Hayır' demenin suç olması 1982 Anayasasına gölge düşürmüş ise, bugün toplumsal kesimlerin ösgürce görüş ve önerilerini sunamayacağı bir anayasa, yine halk nezdinde ve toplum vicdanında mahkum edilecektir” şeklinde konuştu.

'ANADOLU BİR SOYKIRIM HAVZASIDIR'

Basın toplantısında konuşan Peri Yayınları'ndan Ahmet Önal da, “Anatolia dedikleri, Klikya, Lidya, Kürdistan, Lazistan, Trakya aslında bir soykırım havzasıdır. Bu havza ile yüzleşmezsek geleceği düzeltemeyiz. Bir tarih var ve biz bu tarihle yüzleşmek zorundayız. Bu yüzleşmeyi sağlayamadığınız durumda hazırlayacağınız anayasa da, babayasa da hiçbir işe yaramayacaktır” dedi.

İnci Hekimoğlu'nun açıkladığı ve kurumlar ortaklaştıkları ve 'Yeni Anayasa'da yer olmasını istedikleri taleplerin bir kısmı şöyle:

-Vatandaşlık tanımı, soydaşlık temelinden arındırılmalı, hiçmir etnik kimliğe dayandırılmamalı.

-Ülkemizdeki tüm dil, kültür ve inançlar, tarihi ve kültürel mirasımızın bir parçası olarak değerlendirilmeli, bu kültür, dil ve inançların kendilerini var etme ve yarınlara taşıma hakları anayasa ve yasalarla güvence altına alınmalı, bu konuda kamusal sorumluluklar tanımlanmalı ve bu doğrultuda yapılacak çalışmalara genel bütçeden pay ayrılmalıdır.

-Anadil hakkı temel bir hak olarak kabul edilmeli, anadiller anayasal güvence altına alınmalı; anadilde eğitim-öğretim, anadilin kamusal alanda kullanımı, anadilde radyo-televizyon yayını yapma ve anadilde isim-soy isim ve köy/yer isimleri konusundaki sınırlama ve yasaklar ortadan kaldırılmalı, özellikle yok olma tehdidi altındaki diller koruma altına alınmalı ve bu dillere pozitif ayrımcılık uygulanmalıdır.

-Kültür, dil, inançlar üzerindeki tüm yasaklar, toplumsal yaşam, çalışma hayatı ve kamusal alanda halklara yönelik uygulanan her tür ayrımcılık ve ırkçı söylem ortadan kaldırılmalı.

-Tarih ile yüzleşmenin, hesaplaşmanın temel koşulu olarak, halklarakarşı işlenmiş suçlar failleri ile birlikte açığa çıkartılmalı, topraklarımızda yaşana katliam ve sürgünlerle halkların elinden alınmış olan hakların iadesi (vakıf malları, hukuki haklar vb.) yasalarla güvence altına alınmalı, göç ettirilen halklara koşulsuz geri dönüş ve yaşam hakkı sağlanmalı, onur ve itibarları geri verilmelidir.

-Anayasada vatandaşların dini tarif edilmemeli, Aleviler, Hıristiyanlar, Museviler, Yezidiler, Zerdüştler, Şamanlar, Ateistler, Deistler ve İslam'ın farklı yorumları gibi ezilen ve dışlanan tüm inanç ve kültürel gruplar üzerindeki baskılar kaldırılmalı, tüm kimlik ve dinsel inanışların kendilerini özgürce ifade etmesi anayasal güvence altına alınmalıdır. Devletin dini biçimlendirme aracı olarak işlev gören Diyanet İşleri Başkanlığı ve zorunlu din dersi kaldırılmalı.

-Piyasa temelli hidroelektrik-termik-nükleer santral, baraj, maden, inşaat vb. projelerle halkın doğal yaşam alanları tahrip edilemez. Doğal yaşam alanları, halkların kültürel ve tarihi mirası olarak anayasa tarafından koruma ve güvence altına alınmalıdır.

ÇOK SAYIDA KURUM VE KİŞİ DESTEK VERDİ

Çoğunluğu Karadeniz haklarını temsil eden ve ortak metne imza atan kurum ve kişilerin bazılarının isimleri şöyle: Apoyevmaniti gazetesi (Mihail Vasilidis), Azad Barış (Yezidi sosyolog), Canşenliği Oyuncuları, Demokrat Gürcüler Platformu, Grup Helesa, Avrupa Süryaniler Birliği (ESU), Gola Kültür Sanat ve Ekoloji Derneği, Hemşin Kültürünü Araştırma ve Yaşatma Derneği (HADİG), İlkay Akkaya (müzisyen), Jineps gazetesi, Laz Mektebi (Lazuri Mektebi), Mezopotamya Kültür ve Dayanışma Derneği (MEZO-DER), Nor Zartonk, Pakrat Estukyan (Agos gazetesi Ermeni dili editörü), Pomak Enstitüsü, Rodi Yüzbaşı (Belgesel sinamacı), Sait Çetinoğlu, Sezai Sarıoğlu, Türkiyeli Gürcüler Platformu, süryaniler.com.