HDK Ankara Meclisi, Van'da depremin yıkımın halen devam ettiğine dikkat çekti. Başbakan Erdoğan ve diğer yetkililerin verdiği sözleri tutmadığını söyledi, deprem için toplanan paraların gerçek miktarının ve nerelere harcandığının açıklanmasını istedi.
Etkin Haber Ajansı / 04 Şubat 2012 Cumartesi, 15:39
ANKARA- Halkların Demokratik Kongresi (HDK), her hafta düzenlediği "Sen de bir ses çıkar" kampanyası kapsamında bu hafta Van depremini gündeme getirdi.
Sakarya Meydanı'nda bir araya gelen HDK bileşenleri, "Van depremini unutmadık unutturmayacağız" yazılı pankart ve depremden fotoğraflar taşıdı.
HDK adına açıklama yapan Yasemin Öztürk, ilk olarak OSTİM'de 20 işçinin yaşamını yitirdiği patlamaların yıl dönümü olduğunu hatırlattı. Öztürk, patlamalarda yaşamını yitiren işçileri andı, sorumluların yargılanmasını, iş kazalarının sona ermesi için gerekli önlemlerin alınmasını istedi.
Van'da 23 Ekim ve 9 Kasım'da yaşanan iki depremde 644 kişinin yaşamını yitirdiğini hatırlatan Öztürk, halen halkın mağdur durumda olduğunu, yardımların ulaştırılmadığını söyledi. Öztürk, açlığa, soğuğa, sağlıksız yaşam koşullarına, kaderine terk edilen 400 bin Vanlının kenti terk etmek zorunda kaldığını kaydetti.
"Türkiye halklarının, Kürt halkının yanında yer alarak gösterdiği dayanışma ve iktidarın depremi katliama dönüştürme politikasına karşı gösterilen tepki karşısında, AKP hükümeti geri adım atmak zorunda kaldı" diyen Öztürk, başlatılan yardım kampanyaları sonucu trilyonlarca para toplandığını, ancak bunların Van halkına ulaştırılmadığını söyledi.
Depremin yarattığı yıkımın devam ettiğini vurgulayan Öztürk, aradan geçen üç buçuk aya rağmen barınma sorununun çözülmediğini, Başbakan'ın, "31 Ocak'ta çadırda kimse kalmayacak, herkes konteynerlere yerleştirilecek" sözüne rağmen halkın büyük bölümünün çadırlarda yaşadığını söyledi. Öztürk, çadırlarda meydana gelen yangınlarda bugüne kadar 11 çocugun hayatını kaybettiğini da anımsatarak, "Gerekli önlemleri almayan, çocukların ölümüne neden olan devlet, hesap vermelidir" dedi.
"Sözlerin takipçisi olacağız" diyen Öztürk, Başbakan'ın derhal verdiği sözü tutarak herkesin konteynerlere, en kısa zamanda ise kalıcı konutlara yerleştirilmesini istedi. Öztürk, diğer talepleri şöyle sıraladı:
"Deprem bölgesi, derhal afet bölgesi ilan edilmelidir. Deprem için toplanan paraların gerçek miktarı ve nerelere harcandığı hükümet tarafından kamuoyuna açıklanmalıdır. Başta barınma, sağlık, eğitim, beslenme olmak üzere tüm ihtiyaçlar devlet tarafından karşılıksız sağlanmalıdır. Derperzedelere iş olanakları sağlanana, normal yaşam koşullarına dönene kadar insanca yaşanabilecek aylık bağlanmalıdır."
Öztürk, HDK olarak Van halkı ile dayanışmayı sürdüreceklerini belirtti ve 19 Şubat'ta Anatolia Kültür Merkezi'nde dayanışma kanseri düzenleyeceklerini duyurdu.
SES Genel Başkanı Çetin Erdolu, TTB ve SES olarak, bölge belediyelerinin de yardımı ile 27 Ocak'a kadar Van'da sağlık hizmeti verdiklerini hatırlattı. Devlet görevini yerine getirmediği için sağlık hizmeti verdiklerinin altını çizen Erdolu, sağlık hizmetini, Aile Sağlık Merkezlerinde hizmetin başlaması, hükümetin "Van'da hayat normale döndü" demesi, depremzedelere ücretsiz ilaç verilmemesi ve yazılan reçetelerin SGK tarafından karşılanmaması nedenlerinden dolayı durdurduklarını kaydetti.
SES Genel Başkanı Erdolu, Van'daki durumu gözlemlemeye devam ettiklerini kaydetti.
Erdolu'nun ardından deprem nedeniyle Ankara'ya göç etmek zorunda kalan Vezir Coşkun Polek konuştu. "Fiziki depremden kurtuldum ancak siyasi depremden halen kurtulamadım" diyen Polek, Başbakan'ın daha ilk saatlerde çadırların kurulduğu yönünde açıklama yaptığını belirterek, "Oysa o saatlerde insanları enkazların altından çıkarmaya çalışıyorduk" dedi.
"Uludere'de 34 kişiye on dikakada bombalayan bir zihniyetin bunca zaman Van'a yardım göndermemesi çelişkilidir" diyen Polek, Van'da durumun değişmediğini kaydetti. Devletin BDP'nin yardımlarını engellediğini hatırlatan Polek, devlet tarafından toplanan yardımların ise halka dağıtılmadığını, yakıldığını söyledi.