Eski Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis'in yaşamını yitirdiği şüpheli uçak kazasına ilişkin art arda itiraflar geliyor. Eski Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş'ten sonra bilirkişi heyeti de "Elimizde hiçbir delil olmadığı için ya pilotaj hatası ya da buzlanma diyecektik. İkisini de yazdık" dedi.
Etkin Haber Ajansı / 04 Şubat 2012 Cumartesi, 10:15
ANKARA- Orgeneral Eşref Bitlis, Tuğgeneral Bahtiyar Aydın, Albay Rıdvan Özden, Albay Kazım Çillioğlu... Ölümleri sürekli şüpheyle karşılanan askerlerle ilgili dosyalar yeni yeni açılmaya başlandı. Eşref Bitlis, Jandarma Genel Komutanı iken uçağının düşmesi sonucu öldü. Ancak, uçağının düşmesi hep kuşkuyla karşılandı. Son günlerde art arda gelen itiraflar, kuşkuları haklı çıkarıyor.
Eski Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis'in hayatını kaybettiği şüpheli kaza ile ilgili rapor hazırlayan o dönem ODTÜ Öğretim Üyesi olan Prof. Dr. Yalçın Abdullah Göğüş, "Elimizde hiçbir delil olmadığı için ya pilotaj hatası ya da buzlanma diyecektik ikisini de yazdık" dedi. Kendisinin de kişisel olarak kazayı çok şüpheli bulduğunu belirten Prof. Göğüş, "sabotaj" ihtimalinin üzerinde kuvvetle durulması gerektiğini vurguladı. Bitlis'in daha önce de helikopterinin tacize maruz kaldığını belirten Yalçın Göğüş, "Biz raporu hazırlarken sabotaj üzerinde çok durduk ancak delil olmadığı için biz bilim adamıyız, delillendiremedik. Elimizde hiçbir delil olmadığı için ya pilotaj hatası ya da buzlanma diyecektik, ikisini de yazdık" şeklinde konuştu.
Uçağı üreten ABD'li Beechcraft Corporation aleyhine, 2. pilot Yüzbaşı Tuğrul Sezginler'in varisleri tarafından açılan tazminat davasında, ODTÜ'lü üç öğretim üyesi tarafından verilen bilirkişi raporunun, Güreş'in itiraflarıyla paralel olduğu ortaya çaktı. Eski Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş de 17 Şubat 1993'te meydana gelen kaza ile ilgili olarak, "Buzlanma ile pilotaj hatası arasında bir formül bulduklarını" söylemişti. ODTÜ tarafından hazırlanan raporda hem buzlanmaya hem de pilotaj hatası iddiasına yer verilmişti.
İTÜ öğretim üyelerinin "Buzlanma ile ilgili somut delil yok" şeklindeki raporuna karşılık ODTÜ'lü öğretim üyelerinin 10 Mart 1998 tarihli raporunun Güreş'in itiraflarıyla örtüşmesi dikkat çekti. ODTÜ öğretim üyeleri Prof. Dr. Yalçın Göğüş, Prof. Dr. Ünver Kaynak, Doç. Dr. Mehmet Ş. Kavsaoğlu tarafından hazırlanan 33 sayfalık raporda, özel bir yöntemle kaza laboratuvar şartlarının yeniden oluşturulduğu ve buzlanma olup olmayacağının araştırıldığı belirtilmişti. Sabotaj iddiaları raporun beşinci maddesinde "ihtimal" olarak yer alırken, raporda, uçakta bir "yapım hatası" ve Kara Havacılık Okulu tarafından kullanımıyla ilgili "bakım hatası" tespit edilemediği vurgulanmıştı.
Kazanın ardından İTÜ ve ODTÜ tarafından hazırlanan iki raporun birbiriyle çelişkisi dikkat çekmişti. İTÜ tarafından hazırlanan ilk raporda, "Motor arızası ve sonuç olarak uçağın düşmesinde buzlanmanın etkili olduğunu gösteren yeterli ve tatminkar delil yoktur" ifadesi dikkat çekerken, ODTÜ tarafından hazırlanan raporun ilk halinde yer alan "Uçağın bazı parçalarının tahrip edildiği" şeklindeki ifadenin tercüme hatası olduğu ve "Tahrip olduğu" şeklinde düzeltildiği ortaya çıkmıştı. Raporu hazırlayan 3 kişi arasında yer alan Prof. Dr. Yalçın Göğüş, raporu İngilizce hazırlamadıklarını böyle bir tercüme hatasının da olamayacağını söyledi. ODTÜ'lü öğretim üyeleri ile birlikte hazırladıkları rapora ilişkin olarak Prof. Göğüş, basın yayın organlarında çıkan tercüme hatası şeklindeki ifadelerin bir karartma olabileceği ihtimaline dikkat çekti.
Eşref Bitlis'in şüpheli ölümüyle ilgili ifade veren Doğan Güreş'ten soruşturmanın seyrini değiştirecek bir itiraf gelmişti. Güreş'in ifadesinde, Bitlis'in ölümüne neden olan uçak kazasının ardından üretici firmanın tehdidi nedeniyle, 'buzlanma' diye bir ara yol bulduklarını söylediği yer almıştı. Olayın tüm detayları incelenmeden 'motor buzlanması' denilerek kapatılan dosya ile ilgili Ankara Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Mehmet Özgür'e ifade veren dönemin Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş, itiraf niteliğinde açıklamalarda bulundu. Güreş'in, üretici firmanın "Uçak satmayız" tehdidi karşısında kazada uçak hatası ihtimalini araştırmadıklarını söylediği öğrenildi. Kazada, pilotaj hatasına da rastlayamadıklarını ifade eden Güreş'in, bunun üzerine "buzlanma" gibi bir ara bir yol bulduklarını söylediği öğrenildi.
Uçak düştüğü anda dönemin Başbakanı Süleyman Demirel ile birlikte bir programa gittiklerini söyleyen Güreş'in, uçağın düşme anına da şahitlik ettiğini söylediği belirtildi. Yenimahalle'deki Posta İşletmeleri Merkezi'nin bahçesine düşen uçağın yanına ilk gidenlerden birinin de kendisi olduğunu anlatan Güreş, Demirel'in enkaz yerine gelmediğini de kaydettiği öğrenildi.
Eski Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş ve bilirkişi heyetlerinin yaptığı açıklamalar, Eşref Bitlis'in öldürüldüğü yönündeki şüpheleri güçlendiriyor. Bitlis'in öldürüldüğü yönünde itiraflar da mevcut. JİTEM'in kurucularından Ergenekon sanığı emekli albay Arif Doğan itiraflarında, “Eşref Bitlis'i JİTEM ekibi öldürdü” demişti.
Bitlis, bölgede konuşlanmış durumda bulunan Çekiç Güç Kuvvetleri'nin Türkiye'den ayrılması gerektiğini açıklamış, ABD'nin Kuzey Irak'da oluşturmaya çalıştığı Kürt devletinin Türkiye'nin zararına olduğunu iddia etmişti. Bu nedenle Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçiliği tarafından birkaç defa hükümete şikayet edildiği iddiası gündeme geldi.
Eşref Bitlis'in komutanlığı döneminde JİTEM'in kurularak yargısız infazların yapılmasına ve itirafçılarla birlikte silah ve uyuşturucu kaçakçılığı yapılmasına karşı çıktığı da çeşitli basın kuruluşları tarafından yazıldı. Ancak, JİTEM'in Eşref Bitlis'in Jandarma Genel Komutanlığı döneminde kurulduğu da bir başka ayrıntı.