ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

'Acılarımıza sessiz kalmayın'

İstanbul'a gelen Roboski Katliamı'nın mağdurları, "Acılarımıza sessiz kalmayın, artık görün" çağrısı yaptı.

Etkin Haber Ajansı / 04 Şubat 2012 Cumartesi, 15:18

İSTANBUL- Türkiye Barış Meclisi, "Uludere'yi konuşuyoruz" başlıklı panel düzenledi.

Panelin ilk oturumunda Roboski Katliamı mağdurlarından Ferhat Encü, Gariba Ürek ve Hikmet Alma yaşadıklarını anlattı.

'DEVLET ACIMIZLA BAŞ BAŞA BIRAKTI'

İlk olarak söz alan Ferhat Encü, hükümet tarafından gelen "kaza" açıklamasını hatırlatarak, "Diyelim ki kaza. O halde failler kim? F-16'ları kaldıran, tetiği ateşleyen kim?" diye sordu. "Daha neyi araştıracaklar? Bu şekilde kamuoyunu kandırmaya çalışacaklarını sanıyorlar" diye tepki gösteren Encü, şöyle konuştu: "Katliamın ardından şikayetçi olmak için savcıya gittik. Yine bir devlet tutumuyla karşılaştık. Biz suçluymuşuz gibi, 'neden toplu halde gömdünüz', 'tabutların üzerine o bez parçalarını kim örttü?' şeklinde sorularla karşılaştık. Sanık durumuna getirildik."

BDP'nin kendilerine sahip çıkmasının bile sorun haline getirildiğini belirten Ferhat Encü, "Devlet, hükümet bize sahip çıkmadı ki! Devlet, Kürtleri acılarıyla başbaşa bıraktı" dedi.

'KAYMAKAMI BİLEREK GÖNDERDİLER'

Ferhat Encü, Kaymakama yönelik tepkiyi de hatırlatarak, "Bunu da bilerek yaptılar. Taziye çadırına bilerek, 'bir şeyler olsun da, bu işin üstünü kapatalım' düşüncesiyle gönderdiler. Aileler 'gelmeyin' dedi. Ama dinlemediler. Sonunda da olay yaşandı ve katliamda yakınlarını kaybeden 5 köylü tutuklandı" diye konuştu. Encü, 70'a yakın köylü hakkında da arama kararı olduğunu, isimlerinin kontrol noktalarına verildiği için hasta olduklarında bile köyden çıkamadıklarını kaydetti.

Encü, yaşadıkları Gülyazı Köyü'nün göç ile oluşan bir yer olduğunu hatırlatarak, "Sınırın sıfır noktasında yaşıyorduk. Göç ettirildik. Göç ettirilmeden önce yaşadığımız köyde, herkesin 100 büyükbaş hayvanı vardı. Bu şekilde geçimini sağlayabiliyordu. Yerleştirildiğimiz köyde, sınır ticaretinden başka yapacak bir iş yok. Aç kalmamak için yapmak zorundayız" diye konuştu.

'FAİLLER CEZALANDIRILMAZSA SİZİ SORUMLU TUTACAĞIZ'

'

Encü, AKP Hükümeti'ne "Eğer bu katliamın faillerini cezalandırmazsanız, katliamdan sizi sorumlu tutacağız" diye seslendi, son olarak
şöyle konuştu: "Biz barış istiyoruz. Tek taraflı barış olmuyor. Siz de isteyin. Yıllardan beri barışı ve bu sorunun çözümünü istiyoruz."

'NİŞANLIMI GERİYE KİM GETİRECEK?'

Roboski Katliamı'nda nişanlısı Adem Ant'ı kaybeden Garibe Ürek, katliam için,
"Askerler bile bile bu katliamı yaptı. Zamanında yardım edilseydi, belki daha çok insan hayatta olacaktı. İlk grup bombalandıktan sonra, ikinci grup mağaralara sığınıyor. Onları da mağaraları bombalayarak öldürdüler" diye konuştu. Köylülerin sınır ticareti yapmaya mecbur olduğunu anlatan Ürek, "Çünkü, hiçbir yatırım yapılmıyor" dedi.

Garibe Ürek, nişanlısının ardından yaşadığı acıyı şu şözlerle dile getirdi: "Temmuz ayında nişanlandık, evlenecektik. Bütün hayallerimi nişamlım üzerine kurmuştum. Onunla birlikte benim hayallerim de gömüldü. Orada, birlikte büyüdüğüm, kardeşim dediğim Yüksel ve Salih'i de kaybettim. Kim nişanlımı, Yüksel'i, Salih'i geri getirecek? Bizi nasıl teselli edeceksiniz? Köylüler katliam bölgesine ulaştığında 13 kişi yaralıymış. Onlara belki zamanında yardım götürülseydi, helikopterler gelseydi, belki de hayatta olacaklardı."

Olay yerinde çekilen ve vahşeti anlatan bir fotoğrafı, kimseye göstermeyeceğini ancak kendisinin hayatı boyunca saklayacağını
anlatan Garibe Ürek, "Artık bu ayrım son bulsun" dedi.

Ürek, nişanlısı ile birlikte çekilen fotoğrafı da gösterek, şöyle konuştu: "Nişanlım yaralıymış. Sırtını bir kayaya yaslamış. Gülümser bir ifadesi varmış. Sanki birilerinin yolunu gözlüyormuş. Nişanlımı geriye kim getirecek."

"Acılarımıza sessiz kalmayın, artık görün" diyen Ürek, katliamın faillerinin cezalandırılmasını istedi.

'TAZMİNAT KONUSU YARAMIZI KANATIYOR'

Katliamda kardeşini kaybeden Hikmet Alma, "Olay yerine gittiğimizde vücutları daha sıcaktı. Belki hayatta olanlar vardı içlerinde. Zamanında müdahale edilseydi, hükümet helikopter gönderseydi, belki de hayatta olabileceklerdi" dedi.

Katliamın ardından devletten kimsenin uzun süre gelmediğini sadece Bakan Beşir Atalay'ın geldiğini ancak onun da taziye çadırına bile uğramadığını anlatan Alma, "Kaymakamı ise bilerek gönderdiler" dedi. Vali'nin 20 gün sonra tazminat meselesini konuşmak için geldiğini söyleyen Alma, şöyle konuştu: "Aileler olarak tazminatı istemedik. Bu konu yaramızı kanatıyor. Tazminat en son konuşulacak konu. Önce bu katliamın faillerini açığa çıkartın. Ancak faillerin cezalandırılması biz ailelerin yüreğine su serpecek."

Alma'nın da son sözü, "Bizim istediğimiz barış. Bir daha çocuklarımızın ölmemesi için barıştır" oldu.