Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanları Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk basın toplantısı düzenleyerek güncel gelişmeleri değerlendirdi. Türk, "Faşizan bir tutumla karşı karşıyız" dedi. Tuğluk ise "Mahkemelerden hiçbir adalet beklemiyoruz. Kürtlerin tahammülleri sonsuz değildir" diye konuştu. Ayrıca DTK, 28-29 Ocak 2012 tarihinde kongreye gideceğini duyurdu.
Etkin Haber Ajansı / 17 Ocak 2012 Salı, 13:53
DİYARBAKIR- Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanları Ahmet Türk ile Aysel Tuğluk, DTK binasında basın toplantısı düzenleyerek son siyasi gelişmeleri değerlendirdi.
Açıklamaya DTK Koordinasyon Kurulu üyeleri Ayla Akat Ata, Hüsamettin Zenderlioğu ve Edip Yaşar da katıldı. Ahmet Türk, DTK olarak Türkiye'de yaşanan süreci "vahim" olarak değerlendirdiklerini söyledi. Açılım politikasının gündeme getirilmesiyle, Kürt halkının susturulmaya çalışıldığı bir süreçle karşı karşıya olduklarını ifade eden Türk, Kürt halkını, emekçileri ve demokrasi güçlerini susturmaya yönelik sindirme politikalarının yürütüldüğünü belirtti.
Türk, "Eğer bir ülkede demokrasi güçlerini, bir siyasi partiyi susturmayı düşünüyorsanız bunun adı faşizmdir, ırkçılıktır başka bir tanımı yoktur" dedi.
Faşizan bir tutumla karşı karşıya olduklarını söyleyen Türk, şöyle konuştu: "Uzun süreden beri operasyonlar yapılıyor. İstanbul’da çok değerli hukukçu arkadaşlarımız, gazeteci arkadaşlarımız gözaltına alındı ve tutuklandı. Neymiş Sayın Öcalan'la yaptıkları görüşmeleri aktardıkları için alınıyormuş. Peki bu görüşmeler 10 yıldan beri yapılıyor. Bu görüşmelerin tutanakları hükümet tarafından gözden geçiriliyor ve ihtiyaç duydukları zaman basına servis yapıyorlar. Şimdi bu görüşmeleri, ortak tartışmaları, düşünceleri illegal bir çalışma gibi göstererek, İstanbul'daki tutuklamaların gerekçesi göstermek gerçekten de demokrasi açısından büyük bir ayıptır” dedi.
Bu sabah Siirt'te belediyelere yönelik baskınlara da dikkat çeken Türk, "1937-38'lerde Dersim'de Kürtleri terbiye etmeye yönelik bir politika izlendiğini görüyoruz. Dünkü katliam politikası bugün Kürtleri zindanlarla terbiye etme, Kürtleri zindanlara tıkayarak susturma politikasıdır. Geçmişte yaşanan politikaların devamı olarak değerlendirmek lazım" diye konuştu.
Binlerce sivil siyasetçi ve hukukçunun zindanlarda olduğunu hatırlatan Türk, Başbakan Erdoğan'ın "Ben yeraltı ile uğraşıyorum" açıklamasına tepki gösterdi. Türk, Başbakan'a seslenerek, "Peki BDP legal siyaset yapmıyor mu? Sivil toplum örgütleri yer üstü çalışmıyor mu?" diye sordu.
DTK Eş Başkanı Ahmet Türk şöyle konuştu: "Şimdi Sayın Başbakan bu tutuklamaları bu faşizan uygulamaları yandaş medyasıyla birlikte psikolojik bir savaşın içindedir. Sivil siyasetin içinde kimi bıraktınız? Herkesi tutuklattınız. Genel Başkan Yardımcımız Sayın Fatma Kurtulan 1990'lardan beri sivil siyasetin içindedir. 2007 seçimlerinde parlamentoya girmiştir. Partimizin birçok kademesinde yer almıştır. Şimdi yandaş medya açıklama yapıyor, 'Nihat Oğraş'ın yerine getirildi' diyor. Nihat Oğraş kimdir? BDP Eş Genel Başkan Yardımcısı'dır. Bunu seçerken sayın Saşbakan'a mı danışacaktık? Başbakandan mı icazet alacaktık? Bir partinin genel başkan yardımcılarının seçimini dahi illegal bir hareketmiş gibi göstermeye yönelik bir yaklaşımın içindeler. Bütün oynanan bu oyunları biliyoruz. Bütün baskılara ve sindirmelere rağmen halkımızın özgürlük mücadelesinin yanında yer alacağız. Bu zalimane anlayışa karşı sonuna kadar mücadele edeceğiz" dedi.
Türk, DTK olarak 28-29 Ocak tarihinde kongreye gideceklerini ve daha güçlü bir şekilde sürece dahil olacaklarını söyledi.
Türk'ün ardından konuşan DTK Eş Başkanı Aysel Tuğluk, AKP hükümetinin Türkiye'yi iç savaşa sürüklendiğini dile getirerek, bu gidişatın Türkiye'de yaşayan halklar açısından iyi bir gidişat olmadığını söyledi. "Siz hangi yasalarla Kürtleri yargılıyorsunuz?" diye soran Tuğluk, "TCK, TMK adı altında yürütülen bu yasalarla yapılan yargılamalar ve hükümlerin hiçbir meşrutiyeti yoktur bizim açımızdan. Zaten bu sorunun kaynağı bu yasalardır. Bu tutuklamalar rehin alma operasyonlarıdır. Hiçbirimiz, bu mahkemelerden hiçbir adalet beklemiyoruz. Bu ülkede adalet Kürtlere hiçbir zaman uygulanmadı. Bu operasyonları yapan yargı değil, yürütmenin kendisidir" diye konuştu.
AKP’nin "BDP'yi tutuklamalarla etkisiz hale getiririz, Kandil'i bombalarla yok ederiz, İmralı'yı tecritle etkisizleştiririz" politikasını uygulanmaya koyduğunu kaydeden Tuğluk, sorunun Öcalan'sız çözülemeyeceğini belirtti.
Tuğluk, Kürtlerin direnişçi bir özelliğinin olduğunu belirterek, "Bu gidişatın sonu topyekun bir direnişin gelişmesine yol açacaktır. Bu kadar mücadele, bu kadar bedel Başbakan'a biat etmek için verilmedi" dedi.
Tuğluk, “Sayın Fatma Kurtulan Meclis'te milletvekili yapmış bir arkadaşımızdır. Terörize edilip tutuklanıyor. Bu tutuklamayı lanetliyoruz. Tahammüllerimizi zorlayan bir durumdur. Kürtlerin de tahammülleri sonsuz değildir, tahammül sınırları bu kadar zorlanmamalıdır" dedi.
"Sayın Öcalan'la konuşmamak savaşa davetiye çıkarmaktır" diyen Tuğluk, yapılan operasyonların da "ahlak dışı" olduğunu belirtti, imha politikalarına karşı Kürtlerin sonuna kadar mücadele edeceğini söyledi.