ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Kurtuluş Son Durak

Saadet Apartmanı'ndan, Saadet Kadın Dayanışma Evi'ne uzanan kadın dayanışması öyküsü. Son durak kurtuluşu sağlayan bir dayanışma bu. Altı kadının özsavunmaya dayanan birliğinin hikayesi.

Etkin Haber Ajansı / 17 Ocak 2012 Salı, 14:12

İSTANBUL (Semiha Şahin)- Altı farklı kadının, altı farklı hayatın Saadet Apartmanı'nda buluşması. Farklı hayatları buluşturan ortak nokta, erkek şiddeti... Düğününe iki hafta kala terk edilen psikolog Eylem (Belçim Bilgin) Kurtuluş'taki Saadet Apartmanı'na taşınır. Beyaz gelinliğiyle apartmana yerleşen Eylem, dünyanın kapılarını kapatırken, apartman sakinlerinde başka bir dünyanın kapıları açılır.

Eylem'in hikayesi, sürgit devam eden diğer beş kadının hikayesiyle birleşir. Büyük bir özlemle beklediği düğüne iki hafta kala terkedilen Eylem, yıkılmış, yaşam gücünü yitirmiş halini, bir erkeğe göre kurduğu dünyanın yıkılmasıyla açıklar. Birlikte yaşayacağı erkeği olmadığına göre, yaşamın hiçbir anlamı yoktur artık.

Apartman sakini kadınların yaşamı ise dingince akar gider. Yaşlanmış babasına bakmakla ömrünü dolduran Vartanuş (Demet Akbağ), her gün yediği dayağa ses çıkarmadan başında bir erkeğin olmasına şükreden Gülnur (Ayten Soykök), annesinin kocası kendisine şiddet uygulamadığı için rahat olduğunu düşünen Tülay (Damla Sönmez), evli bir mafyanın yolunu gözleyen eski şarkıcı Goncagül (Nihal Yalçın), evini geçindiren kuaför Füsun (Asuman Dabak) gündelik hayatlarını, hikayelerini yaşar. Rutin yaşam, Eylem'in kendisiyle yüzleşmesiyle değişmeye başlar.

Erkeklerin şiddetine, kandırmalarına, kadınları sömürmelerine karşı ufak ufak başlayan sohbetler, ayrı yaşamları birleştirir. Ayakta kalabilmek için sığındıkları antideprasan ilaçlar yerini, birbirine dokunmanın, anlamanın, anlatmanın getirdiği güce, desteğe bırakır.

Dört duvar arasında yaşanan gizli ve gizlenen hayatlar, "Korkmuyoruz, utanmıyoruz, gizlenmiyoruz"a evrilen bir direniş öyküsüne dönüşür.

Anlatılan kimi zaman tanık olduğumuz, kimine el uzattığımız, kimi zamansa duymadığımız, duymazlıktan veya görmezlikten geldiğimiz kadınların hikayesi. Kadınları, mağdur, çaresiz, umutsuzluktan çıkartan film, umudu, çözümü, dayanışmayı ve özsavunmayı anlatıyor. Kurtarıcı da yok, kurtarılacak da. Kadınlar hem kendisi hem de yanındakiyle birlikte el ele veriyor. Saadet Apartmanı, Saadet Kadın Dayanışma Evi'ne dönüşüyor. Kadınlar için, kadınlarla beraber.

ERKEK-DEVLET-İKTİDAR

Devletin, şiddet gören kadınlara karşı tutumu gerçekçi bir şekilde ele alınmış. Polislerin şiddet gören kadınlara 'ev içinde olur böyle' diyerek barıştırma tutumu, polislerin yalnız yaşayan kadınlara bakış açısı, devletin, adı örgüt olan her şeye karşı organize saldırıları gibi erkek-devlet işbirliği son derece yalın anlatılmış. Hüseyin Komiser'in rehin alınmasına, silahının el konulmasına karşı taviz vermeyen tutumu, penisinin kesilmesi tehdidiyle süngüsünü düşürmesi, her şeyini kaybetmeye hazır ama 'penisini asla' diyen erkek karşımızdaki. Erkekliğin daim olan gücünü simgeleyen penisin güvenceye alınması, erk’in iktidar ilişkisini de yansıtıyor.

KADIN FİLMİNDE ERKEKLER

Birçok başarılı filme yönetmen veya senarist olarak imza atan Barış Pirhasan'ın senaryosunu yazdığı Yusuf Pirhasan'ın ilk yönetmenlik denemesiyle kameraya alınan Kurtuluş Son Durak, son dönemde artan kadın cinayetleri, kadına yönelik şiddet olgusunu işliyor. Dram ve komedinin iç içe geçtiği film, başarılı oyunculukla örülmüş. Ancak kadına yönelik şiddetin erkekler tarafından yazılması ve yönetilmesi soru işareti olarak kalıyor akılda.

Erkek bakış açısını filmin bazı karelerinde görmek mümkün. Kurtaran ve kurtarıcı yok ancak 6 kadının işlerinin ters gittiği yerlerde erkekler devreye giriyor. Kötü erkeklerin yanına iliştirilen iyi erkek karakterler, erkeklerin toptan "karalamamak" ya da "bakın sıkıştığınızda yine biz varız yanınızda" algısı yaratmak için mi yerleştirildi sorusunu sorduruyor.

Bir başka soru işaretini de şiddetle kurulan ilişkide görmek mümkün. Filmin afişine ve son cümlesine yerleştirilen "Biz her türlü şiddete karşıyız" sloganı filme çok aykırı duruyor. Erkek şiddeti üzerine kurulu bir filme yerleştirilen bu tanımlama, sadece kadınlara değil tüm ezilenlere verilen bir mesaj niteliği de taşıyor. Her şeyi yapın ama şiddet asla. Filmin bir başka ironisini de şiddetle kurulan bu ilişki oluşturuyor.

Film adını, Saadet Apartmanı'nın adresinden almış. Kadınlar, umutsuzluk ve çaresizliğine karşı bu adı tekrarlasın. "Kurtuluş Son Durak" desin, yanına da "Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz"i de eklesin. Sadece bir apartman değil, dünya kadınların olsun.