ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

'Erkeksiz' kadınların işi zor

Eşi ölen, boşanan, terk eden, terk edilen ya da eşi cezaevinde olan kadınlar için hayat daha zor.

Etkin Haber Ajansı / 10 Eylül 2011 Cumartesi, 17:25

İSTANBUL- Başbakanlık Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü için bir rapor hazırlayan Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyeleri Şemsa Özar ve Burcu Yakut Yaşar, eşi ölen, boşanan, terk eden, terk edilen ya da eşi cezaevinde olan kadınların sosyal ve ekonomik yaşam standartlarının düştüğüne dikkat çekiyor. Özar ve Yaşar, bu nedenle kadınların bir birey olarak tek başına yaşamlarını sürdürmelerinin koşullarının yaratılması gerektiğini belirtiyor.

Başbakanlık Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü'nün Boğaziçi Üniversitesi'nden akademisyenlerin yardımıyla hazırladığı "Boşanmış, dul, kocasını terk etmiş ya da terk edilmiş, kocası cekzaevinde olan kadınların" durumuna ilişkin rapor bugün açıklandı.

Araştırma kapsamında 914 eşi ölen ve 306 boşanmış kadınla görüşüldü. Bunlardan 837'si kentsel, 383'ü kırsal alanda yaşıyor. Eşi ölen kadınların yüzde 52.2'sinin, boşanmış kadınların yüzde 51.6'sının ve evli kadınların yüzde 74.3'ünün sosyal güvencesi bulunmuyor.

Kadınların dörtte biri yaşamsal ihtiyaçlarının karşılanması durumunu "hiç yeterli değil" olarak ifade ediyor ve kadınlar aile ve akrabalardan gelen yardıma ihtiyaç duyuyorlar.

Sosyal güvencesi olmayan eşi ölmüş kadınların yüzde 66.6'sı, boşanmış kadınların da yüzde 39.8'i kişi başına 100 liranın altında gelir düzeyi olan hanelerde yaşıyorlar.

Türkiye genelinde kadınların yüzde 13.1'i yoksulluk riski ile karşı karşıya ve sosyal güvence kapsamında bulunmak kadınları bu riske karşı korumuyor.

Sosyal güvencesi olmayan kadınların önemli bir bölümü, ev temizliğine gidiyor. Eşi ölen sosyal güvenceli kadınlar da daha çok işçi, memur, büro elemanı gibi konumlarda çalışırken, sosyal güvencesiz olanlar çiftçi, tarım işçisi olarak çalışmakta, evlere temizliğe gitmekte.

Raporda, barınma sorunu açısından da kadınların durumu inceleniyor. Eşi ölen kadınlar ya ev sahibi konumunda ya da oturduğu eve kira ödemiyor. Ancak eşinden ayrılan kadınların üçte ikisi ise kiracı durumunda.

Raporda kadınların anlatımları da yer aldı:

"Annem babam kışın geliyorlar yanımıza. Aynı çatı altında yaşıyoruz, onlar olmasa ben geçinemem ki?" (Kadın, 44 yaş, eşi vefat etmiş, Trabzon"

"Komşular yardım ediyor. Köyden de koyunlardan erzak geliyor biraz". (Kadın, 62 yaşında, eşi kayıp, Van)

"Komşular yardım ediyor, eve yemek, çocuklara üst baş. Akbaraların hpiç yardımı yok. onlar da buradalar ama herkes kendi başına. (Kadın, 23 yaşında, eşi cezaevinde, İstanbul)

'Evimin durumundan memnun değilim, çok rutubetli, biliyorsunuz ben de hastayım, temiz hava değildir, kullanışı da yok. Ama kira vermiyorum, çıksam buradan nasıl kira vereyim?" (Kadın, 29 yaşında, boşanmış, Denizli)

"Ev değil zaten ya, şurayı şöyle iki oda çevirmişler yani. Toplam 40 metre kare ancak var." (Kadın, 38 yaşında, eşi terk etmiş, Malatya)

"Her akşam karşıdaki binayı temizliyorum, merdiven siliyorum, ayda 100 lira veriyorlar. (Kadın, 23 yaşında, eşi cezaevinde, İstanbul)

'Boncuk yapıyoruk, vida işi yapıyorum. devamlı olmasa da haftada bir geliyor, cok olmasa da ihtiyacımı görüyor. (Kadın, 40 yaşında, boşanmış, istanbul)

Raporu hazırlayan Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyeleri Şemsa Özar ve Burcu Yakut Yaşar, eşi ölen, boşanan, terk eden, terk edilen ya da eşi cezaevinde olan kadınların sosyal ve ekonomik yaşam standartlarının düştüğüne dikkat çekiyor. Özar ve Yaşar, bu nedenle kadınların bir birey olarak tek başına yaşamlarını sürdürmelerinin koşullarının yaratılması gerektiğini belirtiyor.