Genelkurmay eski Başkanı Işık Koşaner'in şüpheli asker ölümleri hakkındaki itiraflarının ardından aileler, "Şimdi kim hesap verecek?" diye soruyor. ETHA'ya konuşan asker aileleri, çocuklarını öldüren komutanların askeri mahkemelerce aklandığını belirterek, bu davaların sivil mahkemelerde yapılmasını istiyor.
Etkin Haber Ajansı / 24 Ağustos 2011 Çarşamba, 12:56
İSTANBUL- Genelkurmay eski Başkanı emekli Orgeneral Işık Koşaner'in dünkü itirafları arasında "Masum erimizi biz vurduk" sözleri en dikkat çekici olanlardan. Kışlalarda yaşanan asker ölümleri, yetkililer tarafından "intihar" ya da "kaza" olarak açıklanıyordu. Ailelerin inanmadığı bu şüpheli asker ölümlerinin cinayet olduğu, Koşaner'in itiraflarıyla ortaya çıkmış oldu. Bu itirafın ardından, oğullarını şüpheli şekilde kaybeden aileler adalet bekliyor.
Genelkurmay eski Başkanı emekli Orgeneral Işık Koşaner'in subaylarıyla yaptığı bir görüşmenin ses kayıtları, dün internete düşmüştü. Kayıtta pek çok itirafta bulunan Koşanar, şüpheli asker ölümleri konusunda ise şunları söylüyordu: "Eğitim zafiyeti nedeniyle terörist diye masum erimizi kendimiz vurduk. Kabahatli biziz bakın yine örnek, dilimin ucuna geliyor söylemek istemiyorum. Böyle timi mimi sahip olmazsa orda bir tane karaltı görür tak diye ateş eder başlar sesi duyan herkes ateş etmeye basıldık diye. Arkadaşımızı bir erimizi alnından vururuz. Vurduk mu? Haberiniz var mı? Var değil mi? Olayı takip ediyorsunuz. Bunu gayet kolay yapmak ama eğitimle bunu yaparsanız olur. Bırakırsanız keyfine gider adam ateş et der. Vay basıldık diye herkes silaha sarılır. Bir masum erimizi alnından pat diye vururuz. Kabahatli biziz."
Ağrı'nın Eleşkirt ilçesindeki birliğinde 4 Eylül 2009 tarihinde intihar ettiği iddia edilen er Volkan Kamalak'ın babası Hayri Kamalak ile Kastamonu'ya bağlı Bozkurt İlçe Jandarma Komutanlığı'nda 4 Şubat 2009'da intihar ettiği iddia edilen er Caner Bahar'ın babası Ramazan Bahar, Koşaner'in itiraflarına ilişkin ETHA'ya konuştu.
Oğlunun ölümüyle ilgili soruşturmada takipsizlik kararı verilen ve dosyayı AİHM'e taşıyan Hayri Kamalak, Işık Koşaner'in itirafları için "Ailelerin bu ölümlerden kuşkulanmasında ne kadar haklı oldukları ortaya konmuştur" dedi ve ekledi: "Şimdi kışlalardaki şüpheli asker ölümleri için kim hesap verecek?"
Koşaner'in bu itiraflarının savcılar tarafından ihbar kabul edilmesi gerektiğini kaydeden Hayri Kamalak, şimdi bütün şüpheli asker ölümlerinin tekrar incelenmesini istedi. Kamalak, ayrıca şüpheli asker ölümlerine ilişkin davaların askeri mahkemede değil, sivil mahkemede yapılması gerektiğini belirtti. Kamalak, "Komutanlar yaptıkları hataların hesabını muhakkak vermeli. Bunlar, hak etmedikleri şekilde personellerine zulüm etmişlerdir, belki de yaşam haklarını ellerinden almışlardır" dedi.
AKP hükümeti ve Başbakan'dan şüpheli asker ölümlerine ilişkin soruşturma yapılması için çağrıda bulunan acılı baba, şöyle konuştu: "Asker ölümlerinin yüzde 80-90'ı askeri savcılar tarafından takipsizlikle sonuçlandı. Kurumlarını korumak için verilmiştir bu kararlar. Biz her türlü hukuki mücadelemizi vereceğiz ancak bunun için hukukun bize fırsat vermesi gerekiyor. Ne yazık ki tüm yasal yollar kapanmıştır. Sadece kendi acımızı yüreğimize gömerek yaşıyoruz. Bu da bize çok acı veriyor. Ben Volkan'ın, oğlumun davasını AİHM'e taşıdım. Benim ülkemde olan bir olay için ben niye Avrupa'da adelet bekleyeyim. Ben adaleti niye AİHM'de arayayım. Böyle çaresizlik, böyle mantıksızlık olmaz. Askerlerin kanı yerde kalmayacak. Yasalar hesap sormadığı gibi bizim de hesap sormamızı engelliyor" dedi."
Hayri Kamalak, kendisi gibi mağdur ailelere de şöyle seslendi: "Bu askeri mahkemelerinin vermiş olduğu kararlar karşısında eğilip büzülmesinler, kaderlerine razı olmasınlar. Gerekli şekilde mücadele versinler. İşte yıllar sonra nelerin ortaya çıktığı görülebiliyor. Bu konuda ailerin duyarlı olmasını istiyorum."
Oğlunun davası halen devam eden Ramazan Bahar, bir yandan bu itiraf gelirken, kendi oğlunun öldürülmesiyle ilgili soruşturmaya sahte evraklar konulduğunu, olayın üstünün örtülmeye çalışıldığını söyledi. Bahar, mahkemenin cinayet olduğunu gösteren delilleri gözönünde bulundurmadığını, dinlenmesini istedikleri tanıkların dinlenmediğini söyledi, mahkemenin bu cinayeti kapatma çabası içerisinde olduğunu kaydetti.
Ramazan Bahar, "Biz hukuk mücadelesi değil hukuk savaşı veriyoruz. Askeri savcılık deliller apaçık ortadayken, kendi hazırladıkları rapor ve belgelerle olayın cinayet olduğunu gizlemeye çalışıyor. Bunun hiçbir hukuki dayanağı, hiçbir belgesi, tanık ifadesi yok. Nasıl intihar kararı verir. Üstten aldığı emir ve talimatlarla cinayeti intihar olarak gösteriyor" dedi.
Ramazan Bahar, hükümetin, bu tür davaların sivil mahkemede yapılması için yasa hazırlaması gerektiğini belirtti, "Bizim oğlumuz askeri personeldi ama ömür boyu asker değildi. Benim oğlum sivildi, 15 aylık vatani görev için gitmişti. Askeri mahkemeler herşeyin kılıfını hazırlayarak istedikleri gibi rapor düzenliyorlar" dedi.
Bahar, dosyaya giren 4 tanık ifadesinde "intihar" denildiği belirtti ve ekledi: "Ben bu 4 askerle görüştüm, böyle bir olaya tanık olmadıklarını söylediler. Böyle bir belgenin hazırlandığından haberleri olmadığını ve böyle bir belge imzalamadıklarını, hiçbir ifade vermediklerini söylüyorlar. Ben bunların mahkemede tanık olarak dinlenmesini istiyorum, kabul edilmiyor. En önemlisi 2,5 senedir şikayet ettiğimiz şüpheli karakol komutanının mahkeme huzurunda dinlenmesi talebimiz de kabul edilmiyor. Çünkü biliyorlar ki soracağımız sorulara verecek cevapları yok. Yani karakol komutanının orada uyuşturucu işleriyle uğraştığına dair şoförünün savcılıkta verdiği ifadesi var. Diğer birkaç kişinin ifadesi var. Oğlum bizzat, o komutanın bu işlerle uğraştığını söylemişti izne geldiğinde. Oğlumu da bu işte kullanmak istiyor, oğlum kabul etmiyor, o da oğlumu vuruyor ve daha sonra intihar etti diye olayı kapatmaya çalışıyor."