ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

CHP: Kürt sorunu 'Türkiye sorunu'

CHP Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç, Hükümet ile BDP arasında gerçekleştirilen görüşme ile ilgili soruya yanıt verirken, Kürt sorununun artık yalnızca bir bölge ve kimlik sorunu olmadığını, ulaştığı boyutlar bakımından bir "Türkiye sorunu" olduğunu belirtti.

Etkin Haber Ajansı / 23 Eylül 2010 Perşembe, 17:33

ANKARA- CHP Merkez Yönetim Kurulu, (MYK) Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplandı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç, toplantının ardından gazetecilere açıklamalarda bulundu. MYK toplantısında Genel Başkan Kılıçdaroğlu'nun Brüksel ve Berlin temaslarının değerlendirildiğini ifade eden Koç, CHP'nin AB'ye tam üyeliği desteklediklerini, bu süreçte "yapıcı muhalefet" görevini yürüteceklerini belirtti.

Koç, MYK'da alınan karar gereği 2 Ekim'de CHP İl Başkanları'nın, 3 Ekim'de de CHP Parti Meclisi'nin (PM) toplanarak referandum sonuçları ve önümüzdeki yıl yapılacak seçimlere ilişkin değerlendirmelerde bulunulacağını bildirdi.

Türkiye'de son günlerde ilginç gelişmeler yaşandığını söyleyen Koç, Mardin'de yapılacak bir defileye yönelik protesto eyleminin gerçekleştirildiğini, İstanbul Tophane'de sergi açılışında sanatçılara saldırıldığını, Ankara Kurtuluş Parkı'nda da polisin el ele dolaşan gençleri uyararak haklarında tutanak tuttuğunu anımsattı.

Açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Koç, Hükümet ile BDP arasında gerçekleştirilen görüşme ile ilgili soruya "Güvenlik önlemleriyle demokrasi birlikte değerlendirmemiz gereken iki kavram. Sonuna kadar demokratikleşme ama teröre ve şiddete karşı da sonuna kadar güvenlik önlemleri. Bunları birlikte değerlendirmemiz gerekiyor. Eğer terörün gölgesinde terör ve şiddetin yönlendirdiği, rehin aldığı bir siyasetle karşı karşıya kalırsak da o sürecin önünü arkasını, Türkiye içini, Türkiye dışını çok iyi değerlendirmemiz gerekiyor" yanıtını verdi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı, Kürt sorununun artık yalnızca bir bölge ve kimlik sorunu olmadığını, ulaştığı boyutlar bakımından bir 'Türkiye sorunu' olduğunu belirtti, BDP'den kendilerine yönelik bir randevu talebi bulunmadığını söyledi.