Genelkurmay, son telekulak skandalında, öncekilerin aksine anında soruşturma başlattı. Bir gün sonra da kamuoyuna açıklama yaptı. 'Psikolojik Savaş/ Gri Propaganda' kitabının yazarı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yine de Genelkurmay'ın "suçluluk psikolojisi"nden kurtulamadığı görüşünde. Bu görüşün gerekçesi ise "asimetrik psikolojik harekat" savunması.
Etkin Haber Ajansı / 03 Eylül 2010 Cuma, 08:43
DERYA OKATAN- Eski Genelkurmay Başkan İlker Başbuğ, 26 Haziran 2009 tarihinde "İrticayla Mücadele Eylem Planı"na ilişkin basının karşısına çıktı, belgeyi "kağıt parçası" olarak niteledi ve "TSK'ya karşı medya üzerinden asimetrik psikolojik harekat yürütüldüğünü" söyledi. Başbuğ, ilk kez "kağıt parçası" için kullandığı "asimetrik psikolojik harekat" kavramını, sonraları sık sık dile getirdi. Ergenekon, darbe planları, karakol baskını, asker ölümlerindeki ihmaller gibi konularda ne zaman TSK eleştirilse, Başbuğ, 'mağdur' pozisyonunda "TSK yıpratılmaya çalışılıyor, asimetrik psikolojik harekat yürütülüyor" dedi.
İlker Başbuğ'un selefi Orgeneral Işık Koşaner de, daha devir teslim töreninde "asimetrik psikolojik harekat"ten bahsetti. Genelkurmay Başkanı Koşaner, son yıllarda TSK'nın açık ve planlı bir asimetrik psikolojik harekat ile karşı karşıya olduğunu belirtti, bu faaliyetlerin asıl hedefinin, TSK üzerinden devleti yıpratmak olduğunun ortaya çıktığını söyledi. Orgeneral Koşaner, "Türk Silahlı Kuvvetleri ve bazı personeline yöneltilen, birçoğu doğruluğu henüz ispatlanamamış ve yargı sürecinde olan iddialar, belli merkezlerce kamuoyuna birer gerçekmiş gibi sunulmakta ve bunda da başarılı olunduğu görülmektedir" dedi.
'Psikolojik Savaş/ Gri Propaganda' kitabının yazarı psikiyatri uzmanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan'a göre, Genelkurmay'ın "asimetrik psikolojik harekat" savunması, "suçluluk psikolojisi" ya da "inkar savunması" ile açıklanabilir. Her iki seçenekte de Genelkurmay "suçlu" ancak, bunu ifade etmiyor ya da örtbas etmeye çalışıyor.
TSK'ya yönelik son suçlama telekulak üzerine. Genelkurmay İkinci Başkanı Aslan Güner'in, 'PKK'lileri dinleyeceğiz' diyerek aldırdığı cihazla 2 bin kişiyi dinlettirdiği iddia ediliyor. Bu, Işık Koşaner döneminin ilk olayı. Başbuğ döneminden farklı olarak, iddialarla ilgili hemen idari soruşturma açıldı, ertesi gün de kamuoyuna bir açıklama yapıldı. Genelkurmay'dan bu kez "asimetrik psikolojik harekat" açıklaması gelmedi. Bir dönem GATA'da Psikiyatri uzmanı olarak görev yapan ve 2004 yılında "Psikolojik Savaş" adlı kitap çıkaran emekli Albay Prof. Dr. Nevzat Tarhan, önceki iddialara göre bu durumu olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyor. Ancak Tarhan, Genelkurmay'ın "suçluluk psikolojisi"nden çıktığını düşünmüyor.
Prof. Tarhan, öncelikle "psikolojik savaş", "psikolojik harekat", "asimetrik psikolojik savaş"ın tanımlarını yaptı:
"Psikolojik savaş, silahlı olmayan düşman unsurlarını yok etmek ya da tesirsiz hale getirmek, onu bir bakıma yıpratmak için geliştirilen bir savaş yöntemi. Psikolojik savaş genelde dış düşmana karşı uygulanır. İç düşmana karşı uygulanırsa 'psikolojik harekat' denir. Dış düşmana karşı uygulama şartları da mesela yabancı kuvvetler tarafından işgal altında ise ona karşı psikolojik savaş uygulanır. Yıldırma, propaganda, kara propaganda gibi yöntemlerle onların faaliyet alanları, hayat hakkı, gerilla faaliyeti gibi yapılır. Buna 'asimetrik psikolojik savaş' deniliyor, işgal altında olana. Normal nizami bir düzende; düşmana karşı psikolojik savaş, iç düşmana karşı psikolojik harekat. Ama o ülke işgal altında ise o psikolojik savaşa asimetrik psikolojik savaş denir."
Tarhan, "Bu durumda 'asimetrik psikolojik savaş' tabirini kullanıyorsa Genelkurmay Başkanı (eski Genelkurmay Başkanı Başbuğ), 'bize karşı gayri nizami savaş yapılıyor' diyor. Yani bir bakıma 'bize orantısız savaş yapılıyor' diyor. Nizami bir güce nizami olmayan bir şekilde savaşılıyor. Yalan söyleniyor, propaganda yapılıyor, yıpratılmaya çalışılıyor" diye konuştu.
Prof. Tarhan, daha önce psikolojik savaşın ABD tarafından yapıldığının söylendiğini kaydetti. Tarhan, "Yani 'ABD, BOP projesi kapsamında bize karşı psikolojik savaş yapıyor, basını kullanarak bizi yıpratmaya çalışıyor' diyerek kendi sorumluluklarını yok sayıyorlardı, inkar ediyorlardı" dedi.
Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ'un, 'psikolojik harekat ve asimetrik psikolojik harekat' kavramlarını kullandığını hatırlatan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, şunları söyledi: "Burada asimetrik olanda yöntem farklıdır. Düşman belirsizdir, zamanlama simetrik değildir, bir tarafın elinde her türlü madde gücü vardır, diğer tarafta hukukun içinde kalma mecburiyeti vardır. Yasal durumda kalan bir kimseye yasal olmayan bir şekilde saldırılması, yasal olmayan bir şeklide, hile ile onun yıpratılmaya çalışılması kastediliyor burada."
Tarhan, böyle bir durum varsa Genelkurmay Başkanlığı'nın kanıt göstermesi gerektiğini ifade etti. Heronlarla ilgili olayı hatırlatan Tarhan, "Eğer Heron konusu asimetrik psikolojik savaş ise bunun yalan ve iftira olması gerekiyor. Bunu bir soruşturma ile rahatlıkla açıklayabilir" dedi.
Nevzat Tarhan'a göre, asimetrik psikolojik savaşı yok etmenin en güzel yöntemi; açıklık, şeffaflık. Tarhan, şöyle konuştu: "Eğer Genelkurmay Başkanı asimetrik psikolojik savaştan rahatsız oluyorsa akreditasyonu kaldırsın. Eğer simetrik psikolojik savaş yapıyorsan rahatsız olduğun kişileri buyur diyeceksin Karargah'a davet edeceksin, onlarla 'arkadaş şu söylediğin böyle, o öyle değil böyledir' diyeceksin, çatır çatır konuşacaksın. Açıklık, şeffaflık, özgüven işaretidir. Genelkurmay maalesef bu özgüveni gösteremiyor, açık davranamıyor. İnsanları hem yanına yaklaştıramıyor, ondan sonra da 'vay siz asimetrik psikolojik savaş yapıyorsunuz' diyor."
Tarhan, "Genelkurmay'ın tavrını neye bağlıyorsunuz" sorusuna ise şöyle yanıt verdi: "Suçluluk psikolojisi bir neden olabilir. Yani suç var ama suçu açıkça itiraf ettiği zaman bedel ödemek durumunda ve o suçun bedelini taşıyamamak gibi bir durum var. İkinci seçenek de böyle durumlarda genellikle inkar savunmasını kullanma yöntemi vardır. Bu da egosu fazla, kendisine güvenen, 'ben bu olayı kapatabilirim, örtbas edebilirim' tarzında düşünen kişiler. Bunu inkar savunmasında kullanıyorlar."
Nevzat Tarhan, inkar savunmasına ekonomik kriz nedeniyle batan Lehman-Brother şirketini, Meksika Körfezi'nde krize neden olan BP'yi, örnek gösterdi, hatalı tutumları nedeniyle battıklarını ya da sorun yaşandığını söyledi. Tarhan, "Bir sorun vardı o sorunu büyümeden kabullenip çözmediler, sorunu bir şekilde örtbas ederek halletmeye çalıştılar. Bu bir inkar savunma mekanizmasıdır, iletişim teknikleri içinde yok sayma yöntemidir" diye konuştu.
Aynı şeyin Genelkurmay için de geçerli olduğunu ifade eden Prof. Tarhan, şöyle dedi: "Bakıyoruz yapılan hatalı uygulamaları inkar etme tepkisi veriyor. Son çıkan dinleme (telekulak) olayında acil soruşturma açıldı, bu iyiye işaret. Soruşturma tabi şeffaf bir şekilde yapılabilecek mi, güven verici bir şekilde sonuçları açıklanabilecek mi bu da önemli. Askeri idare soruşturma açıldı ama adli soruşturma yok. Soruşturmayı muhakkak dış denetçilerin de yapması gerekiyor. Cumhurbaşkanlığı Denetleme Kurulu'nun oraya el atması gerekir. TSK'dan çok kötü kokular geliyor. Ordumuzu yıpratan bir durum. Şuna benzetmek lazım, bunu vücutta arızalı bir doku, iltihap varsa ameliyatla alınır. Vücut için zahmetlidir ama vücudu yıpratmak değil tedavi etmektir. TSK'da şu anda hastalıklı, darbeci bir yapı var. Ciddi bir operasyonla temizlenmesi gerekiyor. BU yapılmadıkça hastalık büyüyecek ve TSK o zaman yıpranacaktır."
Prof. Dr. Nevzat Tarhan 'Psikolojik Savaş' kitabında psikolojik harp tekniklerini, insan ve toplum psikolojisi üzerindeki etkilerini konu ediniyor. Tarihin bilinen ilk savaş tekniği kitabının yazarı olan Çinli kumandan Sun Tzu, kitabının büyük bir kısmını rakibin psikolojik olarak çökertilmesi üzerinde durur. Tarhan ise, kitabında askeri bir kavram olan bu terimin günlük hayatımızda nasıl kullanıldığını Türkiye ve dünyadan örnekler ışığında tarihten günümüze bilimsel olarak inceliyor.
Kitapta; klasik psikolojik savaş bilgileri dışında, bilgi savaşı, elektromanyetik savaş, beyin kontrolü, propaganda yöntemleri ve bilgisayar devrimi, internet taarruzu, tarihsel bilgiler, gelişen intihar eğilimleri, baskıcı kültürlerin etkileri, itaat kültüründen demokratik kültüre geçiş, psikolojik savaşta rol alanların ruh hallerinin tahlilleri, insanın ruh hallerinin nasıl etki altına alındığı gibi alt konular da işleniyor.
Kitapta Türkiye gündemini de yakından ilgilendiren konulara temas edilmiş. Darbe öncesi medya ve diğer iletişim organları kullanılarak oluşturulan sahte tehdit ortamının nasıl yapıldığı; BÇG olarak bilinen, Batı Çalışma Grubu'nun 28 Şubat öncesinde kamuoyunu nasıl yanlış bilgilendirerek tehdit ve tedirgin edici bir zemin hazırladığı ve siyasi hareketlerin kamuoyu desteği sağlamak amacıyla yaptıkları beyin yıkama faaliyetlerine ilişkin ilgi çekici analizler kitabın başlıca ilgi konularından biri.
Merzifon'da 1952 yılında doğdu. 1969 yılında Kuleli Askeri Lisesini 1975 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesini bitirdi. GATA stajı, Kıbrıs ve Bursa kıta hizmetinden sonra 1982 yılında GATA'da Psikiyatri uzmanı oldu. Erzincan ve Çorlu'da hastane hekimliği sonunda GATA Haydarpaşa'da yardımcı Doçent (1988) ve Doçent (1990) oldu. Klinik direktörlüğü yaptı. Albaylığa (1993) ve Profesörlüğe (1996) yükseldi. 1996-1999 yılları arasında Yüzüncü Yıl Üniversitesinde öğretim üyeliği ve Adli Tıp Kurumunda bilirkişilik yaptı. Kendi isteğiyle emekli oldu.
Halen Memory Center isimli Nöropsikiyatri Merkezi'nin yöneticiliğini, Türkiye'nin ilk nöropsikiyatri hastanesi olan NPİSTANBUL Nöropsikiyatri Hastanesi'nin Yönetim Kurulu Başkanlığını ve (İDER) İnsani Değerler ve Ruh Sağlığı Vakfının Başkanlığını yapmaktadır.