ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

12 Eylül mağdurları konuşuyor

'Evet' de, 'Hayır' da 12 Eylül'e onay

ETHA, 12 Eylül mağdurlarına soruyor: Evet mi? Hayır mı? Boykot mu? Hangisi? 12 Eylül'ü cezaevinde karşılayan, eşini gözaltında şüpheli bir şekilde kaybeden yazar Mukaddes Erdoğdu Çelik yanıtlıyor. Çelik'e göre 'Evet' de, 'Hayır' da 12 Eylül'ün sürmesine onay.

Etkin Haber Ajansı / 16 Ağustos 2010 Pazartesi, 09:15

İSMİNAZ ERGÜN- Memleketi işkencehaneye çeviren, kitapları yakan, 17 yaşındaki gençleri idam sehpalarına götüren 12 Eylül askeri darbesinin üzerinden 30 yıl geçti. Türkiye, şimdi '80 darbesinin 30. yılında AKP'nin anayasa değişikliği paketini oylamaya hazırlanıyor. Kimisi 'evet' diyor, kimisi 'hayır', kimisi 'boykot'. ETHA, 12 Eylül mağdurlarına soruyor: Evet mi? Hayır mı? Boykot mu? Hangisi?

12 EYLÜL'DE TUTUKLUYDU

12 Eylül'ü cezaevinde karşılayan, eşini gözaltında şüpheli bir şekilde kaybeden yazar Mukaddes Erdoğdu Çelik yanıtlıyor. 12 Eylül'ü sıcağı sıcağına yaşayan Nazım Hikmet Marksist Bilimler Akademisi yöneticisi Çelik tutumunu ve tanıklıklarını anlatıyor.

Mukaddes Erdoğdu Çelik, ilk kez İstanbul Eğitim Enstitüsü Matematik Bölüm ikinci sınıf öğrencisiyken, 1973 yılında gözaltına alınarak tutuklanır. Bir yıl sonra serbest bırakılır, ancak okuldan atılır. Yetmişli yılların mücadelesi içerisinde aktif bir şekilde yer alan Mukaddes Çelik, 25 Haziran 1980 yılında yeniden tutuklanır. Mukaddes Edoğdu Çelik, aynı okulda okuduğu eşi İrfan Çelik ile, 'örgüt üyeliği" nden dolayı haklarında açılan davaların görüldüğü mahkeme salonunda tanışır ve evlenir. Mukadddes Erdoğdu Çelik, 12 Eylül askeri darbesini, "Rivayete göre 3. Selim atlarını bile koymaya değer görmemiş, öylesine kötü bir yerdi" dediği Selimiye Askeri Tutukevi'nde karşılar. İlk tanıklığı şöyle olur: "Sabah 04.00'ten sonra Hasan Mutlucan'ın türkülerini duymuş nöbetçilerimiz ama darbe olduğunu anlamamışlar. O sabah yoklamaya, iki cezaevi müdürü, subaylar ve çok sayıda asker geldi. Şaşırdık... Cezaevi müdürü, dağ gibi bir yüzbaşıydı. 'Silahlı Kuvvetler yönetime el koydu. Artık siz de askersiniz. Askerlere de bize de komutanım diyeceksiniz' dedi.”

DARBEDE EŞİNİ KAYBETTİ

Mukaddes Çelik'in eşi İrfan Çelik, yaptığı işkencelerle ünlenen Adnan Baş'ın müdür olduğu Davutpaşa Cezaevi'ndedir. Eşi, kendisine yolladığı bir mektupta, “Başıma her an her şey gelebilir” diye yazar. Sonra bir gün sorguya alınır, yoğun işkencelere maruz ve getirildiği koğuşta asılı olarak bulunur. 1980 darbesi Mukaddes Erdoğdu Çelik ve eşi İrfan Çelik'i bir daha bir araya gelmemek üzere böyle ayırır. 12 Eylül cuntası Mukaddes Erdoğdu Çelik'ten eşini, okulunu ve arkadaşlarını alır.

Mukaddes Çelik, AKP anayasa değişikliği paketinin "darbecilerle hesaplaşma" olmadığını söylüyor. Yıllardır darbecilerle hesaplaşma mücadelesi veren, defalarca 12 Eylül cunta şefleri hakkında başka mağdurlarla birlikte suç duyurusunda bulunan, 12 Eylül ve devamında kadın tutuklulukların parmaklıkların ardındaki tanıklıklarını kitaplaştıran Mukaddes Erdoğdu Çelik'e soruyoruz. “Demir Parmaklıklar, Ortak Düşler”, “Bizim Çakır” kitaplarının yazarı Çelik, 12 Eylül mağdurlarından biri olarak, sandığa gitmeyeceğini, referandumu boykot edeceğini söylüyor.

DARBECİLERLE HESAPLAŞILMIYOR

Anayasa referandumunun ezilenlerin, emekçilerin önüne AKP tarafından getirilen bir program olduğunu ifade eden Çelik, bu programda emekçilerin, ezilenler olarak; kadınların, Kürtlerin, Alevilerin ve değişik cinsel kimliklerin temel taleplerinin yer almadığını belirtiyor. Çelik, AKP'nin doğası gereği 12 Eylül'le hesaplaşamayacağını söylüyor ve ekliyor: "Çünkü, AKP'nin bugünkü gelişiminin önünü açan doğrudan doğruya 12 Eylül rejimidir."

Nazım Hikmet Marksist Bilimler Akademisi yöneticisi Çelik, AKP'nin 12 Eylül anayasasına karşı, temelden bir itirazının olamayacağını dile getiriyor, anayasaya olan itirazının kendi iktidar alanına getirilen sınırlarla ilgili olduğunu belirtiyor. Çelik, konuşmasını şu şekilde sürdürüyor: "Bu anlamda AKP'nin geleceği, iktidar ve siyaset gücünün olması bakımından, rejimdeki asker etkisinin biraz daha kırılması gerekiyor. O'nun aslında 12 Eylül rejimiyle bütün meselesi bundan ibaret. Darbe mağduru Çelik'e göre 12 Eylül 1980 askeri darbenin ürünü olan Anayasa'nın, 12 Eylül'de referanduma sunulması, “adeta tüm darbelerin acısını, sancısını çekmişlerle alay edilmesi gibi bir şey. Darbecilerle hesaplaşacağız söylemleri ise o denimde canı yanan insanların duygularını, acılarını istismarı."

NE AKP, NE MHP VE CHP, BOYKOT

Çelik, bu yüzden 12 Eylül'de yapılacak anayasa referandumunu boykot edeceğini belirtiyor ve ekliyor: "Bir yanda faşist-ırkçı güruh durumundaki MHP ve CHP'nin başını çektiği 'hayır' cenahı, diğer yanda AKP. Her iki cenahı da reddetmek, oyunlarını boykot etmek gerekiyor. Emekçiler ve ezilenler kendileri için, üçüncü bir kuvvet olarak siyaset sahnesine çıkmalıdır. Kendi temel talepleri olan, özgürlük, adalet, eşilik talepleriyle siyasi mücadele sürecine girmelidir. 12 Eylül ile yüzleşme ve hesaplaşmada ancak böyle olabilir. Emekçiler ve ezilenler 12 Eylül barikatını ancak böyle aşabilir."