YAŞ sonuçlarını nasıl okumak lazım? Kriz gerçekten çözüldü mü? Koşaner nasıl bir başkan olacak? Muhtıra yayınlama, darbe planına 'kağıt parçası' deme ihtimali ne? Dolmabahçe'de ne oldu? Ve daha pek çok soru... ETHA sordu, komutanların yıldız savaşlarını yazan gazeteci yanıtladı.
Etkin Haber Ajansı / 12 Ağustos 2010 Perşembe, 13:05
ŞENOL GÜRKAN- 17-18 yıldır TSK komuta kademesini yakından takip eden, 'Apolet, kılıç ve İktidar/ Orduda Yirmi Yılın Olayları ve Komutanların Yıldız Savaşları' kitabının yazarı gazeteci Faruk Mercan, YAŞ krizini ETHA'ya değerlendirdi.
Mercan'a göre YAŞ krizinin merkezinde Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ ile 2. Ordu Komutanı Hasan Iğsız'ın “kader birliği” var. Mercan, “andıçlardan Hasan Iğsız sorumluysa, Başbuğ da sorumludur” diyor ve ekliyor: “Hasan Iğsız olayının temeli budur.” Mercan, ilerleyen günlerde Hasan Iğsız'ın kamuoyunda İrtica İle Mücadele Eylem Planı olarak bilinen Bilgi Eylem Destek Planı davasına 8 numaraları sanık, İlker Başbuğ'un 9 numaralı sanık olarak gelmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu düşünüyor.
Özel Kuvvetlerin sivil unsurların görev alanlarının Büyükanıt döneminde genişlediğini ifade eden Faruk Mercan, “Özel Kuvvetlerin sivil unsurların görev alanlarının genişletilmesi Büyükanıt döneminde olmuştur. Hatay'daki Özel Kuvvetler unsuru, Bursa'daki Özel Harp unsuru, Erizncan'daki Özel Harp unsuru 2008-2009 yılında ihdas edilmiştir” diyor ve Hatay Dörtyol'da yaşanan son provokasyonun soruşturulması gerektiğini belirtiyor.
Darbe planlarında, faili meçhullerde “asker sivil, yer altı yer üstü müttefik” diyen Mercan'a göre, “35. Madde darbelerin gerekçesi değil, kılıfıdır. Dolayısıyla gereğinden fazla bahsetmek doğru değildir.” Ama Mercan, Anayasa'nın Geçici 15. Maddesi kaldırılmasının hükümet tarafından 'darbecilerle hesaplaşma' olarak lanse edilmesine ile ilgili aynı netlikte konuşamıyor. Mercan, “Aslında hükümet buna özel bir önem atfetmedi, muhalefet işi bu noktaya getirdi” diyor ve “Kenan Evre'nin 92 yaşında hakim karşısına çıkmasının ne anlamı var?” diye soruyor.
Aynı konuda bir başka sorusu ise şu: “1980'den sonra kaç tane parlamento geldi geçti. Kenan Evren kaç cumhurbaşkanı tarafından köşke çağrıldı onurlandırıldı... En son sayın Abdullah Gül bile kendisini çağırıp Çankaya'da çay kahve içti. O zaman Kenan Evren demeyecek mi mahkemede, 'Yahu sayın cumhurbaşkanı Abdullah Gül o zaman beni niye çağırarak beni onurlandırdı. Madem ben bu kadar kötü bir insandım' demeyecek mi?
Mercan'a göre “JİTEM, Türkiye Cumhuriyeti devletinin rutin dışı ünitelerinden biriydi. Bunu kabul etmek lazım.” Diğer dikkat çekici bir tespiti ise şöyle, “Genelkurmay Başkanlığı'nın Savunma Başkanlığına bağlanmasını demokratikleşme yürüyüşünü bir zincir olarak düşünürseniz, bana göre bu zincirin en son halkalarından biri olur.”
Bu ve benzeri pek çok çarpıcı değerlendirme Faruk Mercan'la yapılan 'Başbuğ ve Iğsız kader birliği yaptı' başlıklı kapsamlı röportajda...